Gelmiş geçmiş tüm zamanlarda dünyanın durumu kadının durumuyla aynı olmuştur. Sözün kısası kadın nasıl sömürüldüyse dünya da öyle sömürülmüştür. Kadın güvenilmez, şahitliği kabul edilmez, şeytanla bir tutulan insandır. Hor görülmüş, ezilmiş, aşağılanmış, dayak yemiş, tecavüze uğramış, işsiz ve eğitimsiz bırakılmıştır. Geri plana itildiği için karşı olduğu savaşları önleyememiş, buna bağlı olarak ölümler ve göçler yaşamıştır. Bütün bunlar cinsiyet ayrımıyla ortaya çıkmıştır. Kadının ezilmesi ve sömürülmesi sadece kapitalizmle başlamış değildir. Bilinen en eski tarihlerden beri cinsiyet sömürüsü, istismarı vardır. Oysa kadın saygınlığına özen gösterildiği, kadına değer verildiği oranda dünya uygarlaşır. Bunun tam tersi olmuştur hep. Dünyada kadınlara verilen değer bir takım özdeyişlerle kendini göstermektedir.
İlk örneğimiz Rus geleneklerinde kadına bakış olsun.
- “Her kadın bir damat için doğmuştur. Tanrı karısını dövenin rızkını artırır.”
Bu Rus sözünü ülkemizdeki hangi kadın yaşamamıştır ki? Onlar kocaları için büyütülüp yetiştirilmiş, kocasına kurbanlık koyun gibi verilmişti. “Koca dediğin sever de döver de” diyen kadınları bilirim ben.
İkinci örneğimiz Almanların kadına bakışı olacak.
- “Yeryüzünde iki iyi kadın vardır: Biri daha doğmamıştır, diğeri de ölmüştür.” Çok tanıdık bir söz değil mi?
Bakın Bulgarlar ne demişler,
- “Kadın şeytandan beterdir.”
Ya İranlıya ne dersiniz?
- “Kadın iblisin kamçısıdır.”
Hintli ondan aşağı kalmaz.
- “Kadın cehennemin baş kapısıdır.” Bu üç milletin sözünden sonra geriye ne kaldı ki? Kadının kesin yargıyla şeytan, şeytanın kamçısı, cehennemin baş kapısı ilan edilmesinin ardından bu sözlerle büyüyen erkek kendisini doğuranın bir kadın olduğunu unutarak sokak ortasında çocuğunun gözü önünde onu kırk yerinden bıçaklar, kurşunlarla kevgire döndürür. Çünkü o erkek şeytanı öldürmüştür, insanı değil.
Araplara gelince onlar bildiğimiz bir sözle son noktayı koyar.
- “Kadınlar yarı beyinlidir. Saçı uzun aklı kısadır.”
Arap’ın sözü olurda Yahudi’nin olmaz mı? Nede olsa amca çocukları..
- “Bir erkeğin istemeyeceği üç şey: bahçesinde yaban ot, şarabında sirke, evlatları arasında bir kız.” Nazım Hikmet, uğruna öldüğümüz kadınlar için Memleketimden İnsan Manzaraları”nda ‘soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’derken hem onsuz yapılamayan, hem her yerde olması istenmeyen çilekeş kadını anlatıyordu. Onun için “karnından sıpa, sırtından sopa” eksik edilmezdi.
Siz batılıların; özellikle de İngilizlerin eskiden beri uygar olduklarını mı düşünürsünüz? Yanlıyorsunuz. Onlarda diğer milletlerden aşağı kalmazlar.
- “Bir kadın evden üç kez çıkabilir: vaftiz edilmek için, evlenmek için, gömülmek için.”
Bir Fransız’a göre iş maddiyata bakardı, para olduktan sonra gerisi çok kolaydı.
- “Zengin bir erkek, hiçbir kadın veya kız için hiç çok yaşlı değildir.”
Bizde “kadın, erkeğin elinin kiri” sayılmamış mıydı? Erkek ne hata yaparsa yapsın elini yıkar gibi çıkardı kadın erkek ilişkisinden.
Büyük düşünürler de bu konu hakkında farklı sözler söylememişlerdir. Birkaçını görelim mi, ne dersiniz? Alman düşünürü Friedrich Nietzsche “Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unut-ma!” diyordu.
Dünyanın tanıdığı büyük Rus yazarı Fyodor Dostoyevski “Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.” Dememiş miydi?
İngiliz yazar Aldous Huxley; “Kadınların 100 sırrı varsa eğer, Bunun 99'unu erkekler bilir; ama 100.sünü şeytan bile bilemez.” Diyerek kadınların tehlikeli varlık olduğunu belirtir.
Gönül adamı Mevlana bile “Ağlamak kadının tuzağıdır.” Diyerek erkekleri uyarmamış mıdır?
Fransız hikâye yazarı Guy de Maupassant “Kadınların gözleri keskin, zekâları uyanık, düşün-celeri vesveseli olur.” diyerek kadınlar hakkındaki fikrini özetlemiştir.
Antik Roma’nın komedya yazarı Titus Maccius Plautus, “Dediklerine bakılırsa yeryüzünde aramışlar aramışlar, bir tek dilsiz kadın bulamamışlar” derken kadını dırdır eden varlık olarak vurgular.
Kadın romancılarımızdan Halide Edip Adıvar; “Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler” diyerek noktayı koymuş. Bu sonuca göre kadın güçlüyü sever. Anlayışlı erkekten hoşlanmaz. Bunun için anketlerde uzun yıllar maço erkek birinciliği kaptırmamıştır. Bana sorarsanız bu bile kadın cinayetlerinin bir sebebidir.
Kadınıyla erkeğiyle daha alacağımız çok yol var. Eski çağlardan beri süregelen kadına bakış açısı değişmeden bu durumun değişeceği ne yazık ki yoktur!