HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 Şubatın ilk haftasında ülkemizin Akdeniz bölgesinin en doğu ucuyla, Güneydoğu bölgemizde meydana gelen çok şiddetli depremlerden sonra şunları yazmıştım:

“Bugün içimden hiç yazı yazmak gelmiyor. Bir aydır sağlık sorunlarıyla uğraşırken ülkemizin Doğu Akdeniz  ve Güneydoğusunun, biri 7.7, diğeri 7.6 şiddetinde olmak üzere, iki ana depremle sarsılması iç gönencimi yerle bir etti. Haberleri ve yorumları dinlediğimde vardığım sonuç, çıkarılan deprem yönetmeliklerine rağmen bu yönetmeliklerin kılıf uydurularak aşılmasıdır. Kentsel dönüşümden vaz geçilip, iş müteahhitlik şirketlerine ve belediyelerdeki rant sömürücülerine bırakılınca ortaya bu sonucun çıkması çok doğal. Belediye başkanları yaptıkları tüm iyi işlere rağmen şehirleri makyajla süsleyerek göz boyadıkları için, denetleme kısmını biraz gevşek bırakarak ortaya çıkan sonucun sebebidirler.”

Bir hafta sonra;

“Geliştik diye övünmeyelim, gelişmemişiz ne yazık ki. Kahramanmaraş merkezli ve on ilimizi etkileyen dokuz saat arayla üst üste iki ana deprem bunu açıkça gösterdi. Oysa biz 1999 depremini yaşamıştık. Kim sorarsa oradan bir tecrübemiz vardı. Yokmuş meğer. Kazanç uğruna gene canlar feda edildi. Yaşanan deprem şaşkınlığın ardından gene arama kurtarma ekiplerinin, iş makinelerinin  birlikte hareketini düzenlemekte yeterli düzeye erişilemedi. Bunu bölgede canlı yayın yapan televizyonlardan gürdük. Buradan ülkemizde en ucuz şeyin insan canının olduğunu anlıyoruz. Trafik kazalarında ölürüz, iş kazalarında ölürüz, maden ocaklarında ölürüz, yangında, selde ölürüz, satın aldığımız evlerden ölürüz. İmar barışıyla üste para vererek de ölürüz.” demiş ve Ünlü Fransız düşünürü Albert Camus “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.”  sözünü eklemiştim.

 İki haftadır doğru dürüst yemek yemek değil, su içebileniniz var mı? Aklınız eskisi gibi başınızda mı hâlâ? Yukarıda da dediğim gibi sağlık sorunlarıyla uğraşırken, hastanelere gidip gelirken, Akdeniz bölgemizin en doğu ucu ve güneydoğumuzun bir kesiminin yaşam savaşında olduğunu bilmek iç gönenci ne kadar ayakta tutar ve nasıl iyileşme imkânına sahip olabilirsiniz? Baş ağrısından kurtulamıyorum. Her kafadan bir ses çıkıp, herkes suçu bakasına atınca ne kadar sağlıklı kalabilirsiniz?

Ben bu satırları yazarken Hatay’ın Defne ilçesinde saat 20.04’te 6.4 büyüklüğünde, Samandağ ilçesinde de saat 20.07’de 5.8 büyüklüğünde iki deprem oldu. Bu depremlerin artçı değil, yeni bir deprem oldukları, 3 kişinin öldüğü, 213 kişi yaralandığı belirtildi.

Hastanelerde filmdi, ultrasondu derken zaten yorulmuştum. Bu haber bugün benim düşünme, yazma gücümü iyice tüketti.

Ülkemize, tüm yurttaşlarımıza ferah günler dileyerek bu yazıyı bitiriyorum.