Millet olarak balık hafızalıyız, çabuk unuturuz olayları. Gelişen önemli olaylar birkaç hafta hafızamızı kazısa da sonradan gelen olaylar öncekini siler süpürür...Aslında beynin özelliğidir bu; bilgiler ve olaylar beynin geçici hafıza bölümüne alınır ve sonrasında zamanla silinir. Sanırım biz çabuk siliyoruz…

Asrın en büyük felaketlerinden olan Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem, sadece ülkeyi değil dünyayı sarstı… 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimler ve öncesinde ittifak tartışmaları depremin üzerini örtmeye yetti.

Siyaset böyle bir şey sanırım…O bölgelerin dışında insanlar depremi unutmuş durumda. Buna Sakarya da dahil…yüksek katlı binalar her sabah işe gelirken gözümüzün önünde dururken, birler ise yeni deprem gelene kadar felaketleri unutmaya devam edeceğiz. Keşke bizde de Japonya gibi bir milat olsaydı. Japonya, Kobe depreminden sonra öyle bir silkinip kendine geldi ki bu ülkede imar affı, beton kalitesizliği, demir eksikliği, zemin zayıflığına inşaat ve denetimsizlik gibi kelimeler onların lügatından çıkarıldı. İnşaat işlerinde her mühendisin, işçinin, memurun, belediyelerin ve yöneticilerin yeminleri vardır ve bu yeminlere sadık kalarak bu günlere gelmiştir… Sürekli beşik gibi sallanan ülkede insanlar huzur içinde hayatlarını devam ettirmektedir…

Kobe depremin onarımı o yıllarda 90 milyar dolara mal oldu. Japonlar ilk iş olarak çökmüş otoyol ağını, tren yollarını ve altyapı sistemleri ile limanı yenilemekle başladılar. Enkazlar tamamen temizlendi. Evde kalan vatandaşlara belediye prefabrik evler inşa etti.

Kent kepçe ve dozerlerle dümdüz edildi. Oldukça talihsiz bir olay ise depremde can kaybının az olması için ahşaptan yapılan evlerin oldukça büyük hasarlara sebep olması oldu. Kobe'de deprem öncesinde yerle bir olan konutların çoğunluğu ahşap yapılardan oluşuyordu.

En önemli uygulamalardan biri denetleme sistemleri…Kobe depreminin sonrasında binaları depreme güvenli hale getirmek için yeni bir yönetmelik oluşturuldu. Bazı yerel idareler, vatandaşların evlerini deprem güvenliği açısından denetleme hizmeti veriyor. Yıkılmaya meyilli olan binaların raporlanması ve bunların gerekli yerlere bildirilmesi sonrasında yeni yapılandırma yönetmeliğine uygun bir hale getirilmesi insan hayatı için alınabilecek en önemli önlemlerden biri haline geliyor.

Kısacası Japonlar unutmadı, unutmuyor…Bizler ise unutuyor yeni bir deprem gelene kadar önlem almıyoruz…Yeni depremler gelecektir…Şehirler hazır mı? Hiç sanmıyorum. Zira, siyaset gündemi depremin her zaman altında kaldı ve kalmaya da devam edecektir…

‘CUMHUR’UN TEK RAKİBİ ‘MİLLET’

Son günlerde yaşanan Millet ittifakı gel-gitlerinin özetini aktaralım:

*6’lı masayı deviren ve sonrasında ikna turlarıyla geri gelen Meral Akşener’in, İmamoğlu ve Yavaş için istedikleri bir ölçüde gerçekleşti.

*6’lı masanın kurucusu olan Kemal kılıçdaroğlu’nun çabaları boşa çıkmadı ve aday seçildi.

*Masanın diğer tarafındaki partiler de normal seçimde elde edemeyecekleri başarıya, Millet İttifakı kazandığı taktirde kısa yıldan ulaşacaklar.

*Kazandıkları taktide tüm partiler çeşitli oranlarda bakanlık yada üst düzey yöneticilik elde edecekler.

*Bazıları, “Akşener’i bitirme harekatı başarıyla sonuçlandı” dese de yanlış bir iddia…Zira, Akşener de istediğini ittifak kazandığı anda elde edecektir. Özellikle sistem başbakanlığa gittiği taktirde bunun meyvesini alacaktır.

*6’lı masanın kaybedeni yok aksine kazananı daha fazla olacaktır…

*Bu saatten sonra gerek sosyal medyada gerekse hükümet kanadında “Çadır tiyatrosu, U dönüşü, geri vites” gibi basit cümleler karşılığını bulmayacak zira Cumhur İttifakının çok güçlü bir rakibi ortaya çıkmıştır…Son sözü halk 14 Mayıs’ta söyleyecek…Ülkenin hayrına kim iş yapacaksa o gelsin diyelim…