Geçen hafta Coşkun Göle karikatürlerine yer verdiğim dizinin bugün son bölümüne geldik. Dizi yazımızın birinci bölüm ilk paragrafında “Üniversite Sınavlarında İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanınca, yeter puanı tutturup hiçbir yeri kazanmamış olma şartı aranan güzel sanatları kaçırdı. Kaçırdı ama resim onun vaz geçemediği tutkuydu, çizmeyi bırakmadı.” demiştim. Bunun sonucu olarak karikatür dünyasına Gırgır dergisiyle girdi. Arkası geldi gülmece dergilerinin amiral gemisinin ardından Fırt, Çarşaf, Mikrop ve Çivi gibi dergilerde her hafta bir karikatürü yayınlanır oldu. İş dünyasına atılınca eski yoğunlukta olmasa da karikatür çizmeye devam etti. Çok geçmeden içindeki sanat tutkusuyla onu tekrar çizgi dünyasında görmeye başladık. Bu arada özel okullarda karikatür öğretmenliği yaptı. Hem kişisel, hem eğittiği çocuklarla girdiği ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazandı ve kazandırdı. Geçen hafta üç karikatürüne yer verebildik.
1. Karikatür: Hediyenin tuzak olduğunu belirtiyordu.
2. Karikatür: Balık avcılığı üzerinden çevre kirliliğinin yarattığı acıklı sonu anlatılıyordu.
3. Karikatür: “Atatürk Türkiye’nin kilit taşıdır” diyordu.
Bu haftaki karikatürlere gelince;
4. Karikatür: Oyuncak arabasına binmiş, çikolata yiyen gelişmiş ülke çocuğu yoksul ülke çocuklarının hakkını mı yiyor diye soruluyor
5. Karikatür: Korona virüsüyle dünyada yeni oyun için kartlar yeniden karılıyor diyor.
6. Karikatür: Korona virüsüyle dünya artık bozuk enstrümana döndü deniyor.
7. Karikatür: Berlin Metrosunda Coşkun Göle. “Ağlayan Kardan Adam” Bu karikatür Berlin Metrosunda 24 saat sergilendi.
Bu karikatürle “Coşkun Göle Karikatürleri”ne yer verdiğim iki bölümlük yazı dizimizi bitiriyorum.
SON