İnsanlar belki de insanlık tarihinin en kötü günlerini yaşıyorlar.
Böylesi teknolojinin, edebiyatın, bilimin içinde hala yüzlerce yıl önce yapılan hataları, benzer savaşları yaşıyoruz.
Tarih tahribattan ibaret. Binlerce savaş, milyonlarca kayıp.
İnsanlık tarihi savaşlarla geçti bunu hepimiz biliyoruz.
Eskiden, yani bundan yüzyıllar önce,
Ne bilim ilerideydi bu kadar, ne teknoloji. Ne de edebiyat.
Biz, yaklaşık hesaplarla evrende bir kum tanesi kadar ufak yer kaplıyoruz ve kapladığımız o minicik yerden birbirimizi yiyoruz..
Bilim; gözlemlenebilir evrende hatta sadece kendi güneş sistemimizde ve hatta kendi galaksimizin bir bölümünde dünyanın fotoğraflarını çekiyor. Ve insanın o fotoğraflara bakınca durup birkaç saat düşünmesi, kendi zannettiği büyüklüğünü sorgulaması gerekirken, biz bugün her şeyi bildiğimiz halde savaşıyoruz.
Edebiyat ise; ne gariptir Rusya’nın bağrından çıkmıştır Tolstoy barış, kardeşlik, insanlık diye diye ama bugün gördüklerimiz, kimsenin Tolstoy okumadığı, okuduysa bile asla anlamadığını gösterir.
İnsanlık tarihi savaşlar tarihidir.
Bugün Rusya Ukrayna ile savaşıyor.
Dün Suriye’de binlerce kişi öldü, bir o kadar insan göç etmek zorunda kaldı.
26 Şubat 1992’de Azerbaycan’da insanlar katledildi.
21 Mayıs 1864’de Çerkes sürgünü, hatta soykırımı yaşandı. Binlerce Çerkes göç ederken öldü, binlercesi öldürüldü.
Koca evrende tek canlı biz miyiz bilmiyorum ama en vicdansız tür olduğumuzdan eminim.
Tarih büyük bir tahribattan ibaret, hala neyi neden paylaşamıyoruz aklım almıyor.
Savaşta sivillerin darmadağın olan hayatları, yaralanan ve temiz kalplerine gölge düşen çocuklar var.
Hayvanlar yuvasız, evsiz, şaşkın ve korkuyor.
İnsanlar ölüyor.
Ve insan durmuyor.
Belli ki durmayacak da.