Bu yazımı ikamet ettiğim Teksas 2.0 şehrine ithafen yazıyorum. Yani Sakarya.
Her gün gazetelerde, haber sitelerinde, televizyonda ve sosyal medyada silahlı yaralanma ve cinayet olaylarının çoğaldığını görüyoruz. Hatta zaman zaman kendimizi silahlı çatışmaların tam ortasında bile bulabiliyoruz.
Belki ben bu yazımı yazarken evinde ruhsat, belinde silah taşıyan kişiler şehrimizin en işlek alışveriş merkezinde veya caddesinde öfkelenip havaya ateş açmayı bekliyor. Trafikte, sokakta ve hatta evimizde bile her an kurşunlanabilecek bir şehirde yaşıyor olmanın korkusunu taşıyoruz.
Sakarya Valisi Sayın Rahmi Doğan'ın da açıklamasında bahsettiği gibi artık silah taşımak bir güvenlik önlemi olmaktan daha çok arzu ve güç gösterisi haline geldiği aşikâr. Bugün bu şehirde herkes güçlü olmanın, korku salmanın yolunu elinde silahla dolaşmak veya arabanın torpidosunda silah taşımakla sağlandığını düşünüyor. Hatta düşünmekle kalmıyor en ufak bir sözlü tartışmada hemen silah namluları karşı tarafın yüzüne çevriliyor. Ardından biz haber sitelerinde, sosyal medyalarda ve gazetelerimizde başlıklar atmaya başlıyoruz.
“Yolda yan bakana ateş açtı”
“Trafikte yayaya yol veren arabanın tekerini kurşunla patlattı”
“Evde silahla oynayan çocuk hayatını kaybetti”
“Komşusun canına silahla kıydı”
“Eski sevgilisi reddedince evini pompalıyla taradı”
Haber sitelerinde çoğalan bu başlıklar neden kimsede bireysel silahlanmamın bu kadar artmasını sorgulatmadı bilmiyorum. Ancak, bugün ruhsatlı veya ruhsatsız, Türkiye’nin her şehrinde silaha ulaşmak çok kolay. Eskiden okuma kitaplarımızın, gözlüklerimizin bulunduğu yastık altlarımızda artık silahlarımız var. Yastık altında silah taşıyan bireyler, sabah sokaktan gelen korna sesine, köpek havlamasına ateş edebilecek kadar öfkeliler. Düğünümüzde, bayramımızda ve sevincimizde ateş edebiliyor olmanın bedelini en ufak bir öfkede veya kaza kurşununda canımızla ödüyoruz.
Ben hepimiz adına bugün birilerini daha güvenli kılan silahların bizlere tehlike yaratmadığı, öfkesini kontrol edemeyen kişilerin parmaklarının tetikte olmadığı, gerçek bir denetimle ruhsatın verildiği ve ruhsatsız silah bulunduranlara caydırıcı cezaların uygulandığı bir Türkiye diliyorum.
Gücün çekilen silahlarla sağlanmadığı, tartışmanın ölüme götürmediği bir Sakarya diliyorum. Hem güvenlik önemli olarak dağıtılan bu kadar ruhsatlı silahla, hangimiz güvende oluruz ki?