Her şey aynı. Felaketin adı da vakti de şiddeti de aynı... Sabaha karşı 7,4 şiddetinde deprem oldu. Şehirlerin isimleri başka. İzmit değil Kahramanmaraş, Sakarya değil Şanlıurfa, Yalova değil Gaziantep... Yıllardan 1999 değil 2023. Ha bir de aylardan ağustostu, anneler gökyüzündeki yıldızları örtmüştü o gece çocukların üzerine. Sıcaktı hava. Zaten bunalıyordu insan, tenine değen kumaş parçalarından. Sokakta kalmak da çok beter bir şey değildi.
Yaralıların karga tulumba ya da ölülerin ceset torbalarıyla önümüzden geçip gitmesi bile sadece şaşkınlıkla izlenilen bir şey oluvermişti. Çimenlerin üstü de pekâlâ yatak olabilmişti. Kim arar ki sonra, canları göçük altındayken sıcak döşeği. Aramadık. Enkaz altındaki ablamı yana yakıla aradığımız kadar hiçbir şeyi aradığımızı hatırlamıyorum. Acılar, çıkmıştı beşinci günün sonunda gün yüzüne. Kabullenmekle iç dökme, belki de yasını yaşamayla karışık bir duyguyla kayıplarını anlatıyordu insanlar her köşe başında. Cenazelerimizi alabildiğimize hatta bulabildiğimize sevinip şükretmemiz gerektiğini ağlaya ağlaya anlatmıştı bir kadın anneme. Sonra bir başkası beni göstererek bak şükret hâline dedi. Ben beş evladımın beşini de verdim toprağa diyerek annemle babamı teselli ettiler akıllarınca.
Kimine göre eğri kimine göre doğru. Konuşuldu bunlar. Bense bütün bu acılar karşılaştırmasından bugün şükredilebilecek bir şey daha öğrendim. Memleketimin on ayrı şehrinde hissedilen ve acısını iliklerime, kemiklerime, hatta kalbimin üzerinde ince bir sızı olarak hissettiğim deprem bu kez ağustos sıcağında değil şubatın dondurucu soğuğunun altında yaşanıyor. Her şey bir kat daha zor.
Üşümek... Kurtarmak için uğraşana da enkazda bekleyene de çok daha zor. Hep duyardım da beterin beteri varmış cümlesini hatta acının göbeğinde de duymuştum, bu kadar iyi idrak edememişim.
Kim bilir yıllar önce mücadele ettikleri değerler uğruna kahraman, gazi, şanlı unvanlarını alan bu şehirlerimizdeki güzide insanların dayanışmasını, kardeşçe yardımlaşmasını bir kez daha görebilmemiz içindir bu imtihan? Belki de bizim gibi evdeki battaniye sayısını yoklayıp “Bunlarla biz idare edebiliriz, bunları afet yerine gönderelim, acaba başka neye ihtiyaç olur bu karda kışta?” deyip düşünebilmemiz içindir.
Sıcak evlerimizde oturup, deprem gerçeğini unutarak yaşayanlarımız için şükretme vesilesidir. Hâlihazırda yaşadığımız büyüklü küçüklü bütün dertlerimizi düşünüp beterin beteri de varmış çok şükür diyebilmemiz içindir belki de.
Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan ve toplamda 10 ili etkileyen 7,4 büyüklüğündeki deprem nedeniyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet; ailelerine, yakın arkadaşlarına, eş ve dostlarına baş sağlığı, tüm yaralılara acil şifalar dilerim.