Bir yıl uğraşırsın; bir çocuk şevkatiyle bir bebek hassasiyetiyle bakarsın kovanlarına. Kar yağar tedbir alırsın, güneş açar yine kovanlarının başındasın. Açlar mı? Hastalar mı? Tek tek ilgilenirsin. Paran var mı yok mu bakmaz ilacını alırsın. Yaz gelir kestaneye, oradan çiçeğe, oradan tekrar geri kimileri çam balına gider.
Yorulursun, uykusuz kalırsın, aylarca kırlarda, çadırlarda yatar kalkarsın, gün gelir yağmurda ıslanırsın.
Bal sağım işi bir başka zorluk, kamyonlara yüklemek indirmek bir ay sonra tekrar tekrar.
Torunlarını özlersin, çocuklarını özlersin, eşini özlersin, kimin umurunda. Balların gelir kavanozlarsın. Anlatması çok kolay ama öyle değil.
Aylarca belin ağrır, omuzların ağrır, yer sahipleri bizi adeta düşman gözüyle görür.
Balını müşteriye götürürsün, yok şekerli mi? Yok bilmem kaynattın mı? Anamızı ağlatırlar.
Ama adam glikozdan, arı görmeden bal yapar, bizim ballardan da ayıramazsın. Rengini kokusunu veriyorlar, yarı fiyatına satıyorlar, vatandaş alıyor, ses yok.
Vücuda, gözlere, beyine verdiği tahribat kimin umurunda? Adamlarda Allah korkusu yok. Haram korkusu yok sadece para kazanmak maksat.
Ne tahlil laboratuvarları var, ne de denetim. Ne devlet ilgileniyor, ne belediyeler. Biz hakkımızı ahirette alırız da ey yetkililer size acıyorum, balda oyuna dikkat.
Kalın sağlıcakla.
Not: Ben bir arıcıyım yazdıklarım azıcık kıyısından.