Ömürler vardır, adanmış ömürler, mutlaka bir şeylere adanmıştır. Bu adanmış ömürleri her gün görüyoruz.
Vatana adanmış ömürleri; bu insanların vatandan başka bir dünyaları yoktur. Eşine, evlatlarına gözü gibi bakarlar ama en üstte vatanı vardır.
Kazandığının çoğunu, ömrünün çoğunu bu uğurda harcarlar. Bir gün bile 'of' demezler. Böyle bir lüksleri yoktur. Dağda askerle beraberdir.
Okulda öğrencisiyle, camide cemaatiyle bir ömür geçer. Ne doğru dürüst bir evleri ne de arabası olur ama mutludurlar.
Mal ve mülke ömür adayanlar maalesef bu tiplerde vardır. Tarlasına tarla katar, gece gündüzünü bu işler meşgul eder.
Herkesten çok evi, tarlası ve arabası olması lazım. Ne yazık ki bunları kazanırken de kendi çaba ve gayretiyle kazandığını zanneder.
Oysa ona Allah nasip etti, onun içine nice fakir fukaraya pay koydu. Bunu hiç akıl edemez insan, bu bir nasip meselesidir. Her şey kendi çaba ve üç kağıtçılığıyla oldu zanneder.
Yemeye ve içmeye ömür adayanlar var; yemek çeşitlerini çok iyi bilirler. Bir ömür geçer; etlisinden, tatlısından başka konuştuğu ve düşündüğü yoktur. Şişer, patlar ama düşüncesi de budur.
Şan ve şöhret için ömür harcayanlar var. Bir bakmışsın ne fedakarlıklar ne cambazlıklar aman Allah'ım! Ar, namus, haya her şey ayak altında.
Ne vatanları var ne de fakir fukara. Mağaza propagandalarını herkes görmüştür. Çok uzatılacak bir konu bu. Gerisini okuyan kurgulasın.
Kalın sağlıcakla.