Yeni yılda 2 Ocak’tan itibaren Kazakistan’da başlayan olaylar ve iç karışıklık hepinizin malumu. Hükümet zammı geri çekse de gösteriler tüm ülkeye yayıldı. Ohal’de ilan edildi oda nafile, çözüm olmadı. Peki neden? Nedenleri çoklu karmaşık örgüler ağı. Bu kaosu tetikleyen halkın bıkkınlığı aslında. Burası sert ve soğuk bir coğrafya eksi 20-30 derecelerde. Yıllardır ülke tek adam rejiminde yönetiliyor. Ülkede az bir kesim zengin, gerisi fakir halk. Basında sansür dolayısıyla burada ister iç ister dış güç olsun olayların fitilini ateşlemeye zaten hazırdı.

Dünyanın yüzölçümü en büyük 9 ncu ülkesi yeraltı kaynakları da zengin. Yani anlayacağınız sinekleri çeken bal çok. Nüfus yapılanması da etnik bir yapıya sahip, sınırlarında iki zorlu komşusu Rusya ve Çin faktörü. Abd durur mu okyanus ötesinden tüm coğrafyalara müdahil zaten. Kazakistan doğalgaz ve petrol rezerviyle dünyanın başı çeken birkaç ülkesinden biri. Bu da emperyalistlerin iştahlarını kabartmaya tek başına yetiyor zaten. Komşusu Çin en büyük doğalgaz ithalatını buradan yapıyor. Kazakistan’ın Rusya ile yakın ilişkileri olsa da nüfusu Kazaklaştırma politikaları, sonra Rusya’nın politik dış kararlarının çoğunu tanımaması temelde Rus milliyetçileri ve Rus hükümetinin tepkilerini çekti. Buna rağmen iki ülkenin arasında Kolektif güvenlik anlaşması var. Cumhurbaşkanı Tokayev kolektif güvenlik örgütünü ülkeye davet etti. Demek ki kendi güvenlik güçlerine güveni yoktu. Peki neden? Olaylar başladığından beri ülkede pek çok bürokrat, güvenlik kanadından isimler muhalefetin yanında yer aldı. Dışardan güçlerle içerden güçler anlaşmış izlenimi veriyor. Zannımca Fetönün Kazakistan’da açtığı okullarda kendi güdümünde yetiştirdiği pek çok öğrenci fetönün genel stratejisiyle burada en önemli devlet kadrolarına yerleşti. Onlar ne ister? Tabi ki ABD CIA işbirliği ve Amerikan çıkarlarına uygun politikalar izlenmesini…

Rusya sınırında buna göz yumar mı, yummadı elbette ve Kazakistan cumhurbaşkanı Tokayev’in davetiyle barış gücü askerlerini gönderdi. Kazak halkının zam protestoları siyasi taleplere dönüşmüştü. Cumhurbaşkanı Tokayev vatandaşın talepleri kayda alınacak, uygulanacak dedi. Başbakanlığa Alihan Smailov getirildi. Son durum olaylar kontrol altına alınmaya başlandı, üç bölgede Ohal kaldırılıyor. Rus barış gücü Kazakistan’dan çekilmeye başladı.

Türkiye olarak dost ve kardeş bir ülke halkı olan Kazakların huzur dolu ve refah içinde olması en büyük temennimiz. Kanaatimce Kazakistan’da yönetim sisteminde temelden reformlar yapılmadığı sürece ileride yeni kaoslar çıkması muhtemeldir. Dış güçlerin Afrika’da, Ortadoğu’da hatta dünyada özgürlük getiriyoruz bahanesiyle nasıl konuşlandığını, yakıp, yıkıp sonra harabeye çevirdiğini Irak, Libya, Suriye en son Afganistan örneğinden görebilirsiniz. Bir ülkede demokrasi işlemiyorsa, halkın özgürlük ve talepleri kısıtlanıyorsa bunu size dışardan bir ülke getirmeye kalkıyorsa tiyatro hep aynıdır. Bu güçler önce bir halk hareketi süsü verirler. Provokatörleri, ajanları buraya yığarlar. Çakmağı çakar fitili ateşlerler. Adı Arap baharı olur, Sovyet baharı olur, Fransız, İngiliz baharı olur. Bu böyle devam eder gider. Sonra da böler parçalar yönetir ve tüm kaynaklarınızı sömürürler. İşleri bitene kadar da gitmezler.

Gönül isterdi ki dikta rejimler o ülkelerin halk hareketiyle gitsin. Maalesef olayları ısıtan, ateşi harlayan, kazanı karıştıran çok olduğu sürece dünya daha çok karışır. Bir ülkede bir özgürlük hareketi hasıl olmuşsa bilin ki o devletin gırtlağına basmış ya Amerikan kartalının, ya Rusya ayısının ya da Çin ejderinin pençesi vardır.