Devam eden esnaf odası seçimlerini takip ediyorum.

Bazılarına bizzat katıldım.

Esasında salonlarda yapılan seçim değil bir ritüelin yerine getirilmesi.

Ne esnaf gerçek manada mesleğini, odasını temsil edecek bir yönetim seçiyor ne de seçilenlerin derdi tam manasıyla esnaf ve sanatkar…

İstisnalar yok mu? Elbette var.

Hemen aklıma Minibüsçüler Odası Başkanı Ali Bektaş geliyor. Güzergah sorunu yaşandığında anında müdahale eden, durak sorunu yaşatmayan veya şehirde ulaşımın minibüsler üzerinden sağlanmasını başaran bir başkan. Esnafı için katkı sunuyor. M plakanın kazandığı değerde bunun basit göstergesi…

Canı isteyen canının istediği yerde fırın açamıyor. Kural ve kaideler getiren Halil İbrahim Balcı.

Pazarcı esnafına sorun yaşatmamak ve odasına katma değer sağlamak için mücadele eden Yekta Tepe, Muzaffer Kabacan. İlk etapta aklıma gelen örnekler ve isimler bunlar.

Esnaf ve sanatkarı yüceltmek ve sektöre yâda mesleğe katkı sunan başkanları yazacaklarımın dışında tutuyorum.

Sadece pandemi dönemi değil, diğer zamanlarda da esnaf ne yaparsa yapsın modunda hareket eden oda başkanı yeniden seçim kazanabiliyorsa esnaf bu saatten sonra ağlamayacak.

Esnaf önce kendi odasına sahip çıkacak.

Sonra odasını yönetecek isimleri doğru tercih edecek.

Esnaf kardeş kongreye gidilirken; mevcut başkan ve yönetim mesleğimize ne kattı? Mesleğimizin yücelmesini sağladı mı? İşletmeme katma değer yaratacak katkı sundu mu? Gibi sorulara cevap aramadan tercihini yaparsan sonra ağlayamayacaksın.

SESOB bünyesinde 61 oda başkanını seçecek. 3-4 oda da değişim yaşandı.

Kongreler tamamlandığında bu sayı maksimum 15 olacak gibi duruyor.

Soran, sorgulayan bir yapı oluşmadığını görüyor ve tanıklık ediyorum.

Kongreler bittiğinde, Alişan kaç yıl daha o koltukta oturacak? Falanca başkan ölünce mi makamı bırakacak söylemleri yine devam ederse, ilk sözüm ‘Sus be hadsiz’ olacak.

Dedikodu yapmaktan fazlasını yapamayan, sadece ağlanan esnafa söylenecek söz bununla sınırlı olmamalı. “Sen odana sahip çıkmaktan, seni yönetecek en uygun ismi tercih etmekten acizsin. Sonra muz yiyen maymun gibi konuşup duruyorsun. Önce mesleğine, odana, odanı yönetecek doğru isme sahip çıkmayı öğren” denmeli…

Lafı çok uzatmaya gerek yok. Esnaf bu süreçte tiyatro izler gibi süreci izliyor.

Süreç tamamlandığında sesimizi duyan yok mu naraları atacak.

İnsanın önce yaptığı işe saygısı olması lazım…

Atalarımız ne demiş; Kendi düşen ağlamaz…