Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Gezi olaylarının Türkiye’ye doğrudan maliyeti 1,4 milyar dolardır” diye bir ifade kullandı..Evet doğru, fakat yıllarca ekonomide uygulanan yanlış politikaların halka maliyeti hiç hesaplandı mı? Sadece Ocak-Temmuz döneminde dış borç için ödenen faiz tutarı 12,7 milyar dolar oldu.
2002 yılında dış borç için ödenen faiz 6 milyar 402 milyon dolar seviyesindeyken sadece Ocak-Temmuz döneminde 12 milyar 760 milyon dolar dış borç faizine ödendi. 2003-2024 döneminde ise toplam 239 milyar 981 milyon dolar dış borç faizi için harcandı.
2002’de 51 milyar 728 milyon TL olan Hazine’nin bütçeden ödediği faiz tutarı Ocak-Temmuz 2024 döneminde 666 milyar 962 milyon TL’yi buldu. AK Parti döneminde ise toplam 2 trilyon 840 milyar TL iç borç ve dış borç faizi için kamu bütçesinden aktarıldı. Hazine’nin borçları 31 Temmuz itibarıyla 8 trilyon 106 milyar TL’ye ulaştı. Ülke nüfusunun 86 milyonu bulduğu 2024 yılında kişi başına düşen Hazine borcu 94 bin 255 TL’ye ulaştı. 2002’de 243 milyar 111 milyon TL olan Hazine borcu bulunuyordu.
Yap-işlet-devret (YİD) modeli ile yaptırılan, geçiş garantisi verilen köprü ve otoyolları inşa eden şirketlere 2017-2024 döneminde 21 milyar 313 milyon dolar aktarıldı. Bu projeler için 2025 yılında 5 milyar 482 milyon dolar, 2026 yılında da 5 milyar 655 milyon dolar aktarılması hesaplanıyor.
Özelleştirmeler ile 1986-2024 yılları arasında hisse, taşınmaz, varlık ve kamu kurumu satışlarından 71 milyar 507 milyon dolarlık gelir elde edilirken bunun 63 milyar 451 milyon doları 2003-2024 yılları arasında sağlandı. PETKİM, Türk Telekom, Tüpraş, şeker fabrikaları, tekel binaları, Sümerbank’a bağlı şirketlerin satışı gerçekleştirildi.
Satılmaktan kurtulan devlet işletmeleri ise 2016 yılında Türkiye Varlık Fonu AŞ (TVF) şemsiyesi altında toplandı. Toplam değeri 200 milyar dolar civarı olduğu tahmin edilen devlet işletmeleri ile ilgili her türlü tasarruf yetkisi Cumhurbaşkanı’na verildi. TVF bünyesine geçen işletmeler ise zarar açıklamaya başladı.
6 ayda bir otomatik olarak alkol, tütün, akaryakıt ÖTV'sini artırılıyor. Doğalgaza, zam yapmak sanki enflasyonu etkilemiyormuş da enflasyonu asgari ücretli yükseltiyormuş gibi davranılıyor. Zamanında uygulanmayan mali disiplin politikalarının sonucunu, sıkı tasarruf, düşük ücret ve emek üzerindeki vergi yükü artışı ile alt gruplar, düşük ücretliler çeker.
KÖİ'ler yüzünde, görev zararları yüzünden, SGK'ya yapılan Hazine ödemeleri yüzünden, tasarruf yüzünden bütçede manevra alanı kalmadı.
Asgari ücret artarsa, emekli maaşı artarsa enflasyon tetiklenir, sarmala gireriz diyenler 6 ayda bir yapılan otomatik ÖTV artışlarının, yüzde 38'lik doğalgaz ve elektrik zammının, köprü ve otoyol zamlarının enflasyonu tetiklemediğini mi düşünüyorlar?