Bu hafta başka düşüncelerim vardı ama Mühiddin Bilgin hocamla uzun telefon konuşmamız üzere konu değişti. Şöyle ki;

Hocam, soğuk olacak ki sıcak, karanlık olacak ki aydınlık, şer olacak ki hayır anlaşılsın. Korkaklık olacak ki cesaret, ihanet olacak ki vefa anlaşılsın.

Bülbül de olacak karga da. Istırap olmasaydı, sevince yer kalmazdı. Bizi biz yapan zorluklar ve ıstıraplardır.

Şu sözü hiç unutmam. Lise yıllarımdan beri “Nasıl ki zümrüt yontulmadan mükemmelleşmezse, insanda acı ve yokluk görmeden olgunlaşamaz.” Bu hayat pahalılığı, bu ıstıraplı dünyadan alacağımız çok şey var.

Normal iniş çıkışlar şarkıda dengeyi kurar, yaz kışa, kış yaza, gündüz geceye, gece gündüze, fakir zengine, zengin fakire, günah tövbeye, tövbe günaha muhtaç. Kötülük olmasa, iyilikte olmazdı. Zorluklar olmasa çalışmak zevk vermezdi.

Düşünce, bilim, ilim çoğu kez kaderin çocuğudur. Ancak çektiği ıstırapla insan kendini ve başkalarını çok daha iyi anlar. Bugün Ukrayna ve Rusya barışın ve kardeşliğin, huzurun kıymetini daha iyi anlar. Savaş uzadıkça, kan aktıkça, açlık ve yoksulluk diz boyu olunca barışı ve çalışmayı daha iyi anlayacaklardır.

Ancak acının gözüyle görünür hayatın gerçek yüzü, kişiliği geliştiren ve yoğuran acıdır.

Kalın sağlıcakla…