İnsan olmanın yükü pek ağırdır, yükler hep ağırdır. Ondan olsa gerek yükü öküze yüklerler, ata yüklerler. Bundan olsa gerek yük hep ağırdır. Bu ağır yükü insana yüklediler mi, işte o zaman gör ağırlığı.
Devlet adamı olmanın yükü de öyle, milyonların derdini çekersin, günahları, sevapları hep omuzundadır. Hele ki ahirette bu yük çok daha ağırdır, Allah kolaylıklar versin.
Ana olmanın, baba olmamın da yükü var tabi. Çocuklarına diken batsa ananın yüreğine çuvaldız batar ve kanar, hicran akar, kimse bilmez ananın derdini. O bir kilitli sandıktır. Gizli dertler hep o sandıkta. Bir açılsa bu dünya gam kasavet dolar.
Ya babaların yükü o hep başka, o hepten sandığın içinde sandık.
İnsandan, hayvanattan bahis ettik de ya evrenin yükü, ulu ulu dağların yüküne ne demeli? Onlarda sorumluluk sahibidir. Ot verecek, çalı verecek, çiçek verecek, rüzgarlara göğüs gerecek. Havayı temizleyecek, yük az yük mü?
Bir de ağaçların yükü var, bir kiraz ağacını alalım ele, meyve verir, çiçek verir. Topraktan beslenecek, renk renk tat tat meyveler. Taşır bunu, bu yük Allah tarafından bunlar yüklenen yüktür.
Şu an Akçay deresinde arıların yanındayım. Otlara bakıyorum, çiçek açacak ve bal olacak. Arılar çıldıracak, deli gibi koşacaklar. Onlarda sırtındaki yükle yaşayacaklar, ufacık vücutları ile.
Herkesin yükü omuzunda.
Kalın sağlıcakla.