Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun insanlar için bir Nuh’un gemisi vardır. İnsanlar ona sığınırlar ve o felaketten kurtuluşa ulaşırlar. Yeter ki umutsuzluğa düşmeyelim ve bizi yaratan Allah'a güvenelim. Allah bir kapıyı katırsa bir kapıyı açar.
Bir zamanlar yedi düvel ülkemizin üstüne çullandı, sadece Çanakkale'de iki yüz elli bin şehit verdik, bir soykırım yaşadık. Adeta akşam oldu, gün karardı, topraklarımız talan edildi, tarihi değerlerimiz çalındı, sadece on yıl gibi bir parantezin içine sıkıştırıldık, ne kadar değerlerimiz varsa yok edildi. Edebiyattan sanata, tarihten dini değerlerimize, giyim kuşamdan dilimize, alfabemizden kitabımıza, ne kaldı elimizde.
Ama o karanlığın sabaha dönmesi lazım, güneşin doğması, ağaçların yaprak açması lazım, bu ancak kendimize güven aşılamamızla, kendimize dönmemizle olur. Bizler sıradan bir millet değiliz. Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan üç kıtaya boşuna ulaştırılmadık! Bizim mayamızda bir altın vardır, artık o değerimizi bilmemiz gerek.
Artık günlük oynaşlarla, günlük zırvalıklarla uğraşmamalıyız. Bir moda, bir marka veya cahil cuhela bir manken, yok sanatçı denen mankutlara takılmamalıyız. Elimize kitabımızı, kalemimizi almalıyız. Okullar birer laboratuar veya birer atölye olmalı. Yoksa elinde yüz tane diploma olsa gün gelir bir şeye yaramaz. Okuldan çıkıp kafeteryalara kız kovalamak veya erkek kovalamakla zaman geçirmemeliyiz. Yoksa yıkılır gideriz, sonra ah vah işe yaramaz, birilerini suçlar dururuz, bir hayat çöplükten başka bir şeye benzemez.
Kalın sağlıcakla.