Bugün savaşın 19. günü, çook üzüntülüyüm, Ukrayna’yı tanıdıkça o güzel sokaklarını ve güzel binalarını gördükçe üzüntüm kat kat artıyor.
Oğlum bu ülkeye gitmiş polisinin bir adaletli davranışını anlatmıştı bende çok hoşlanmıştım. İnsanlarının temizliği, sokaklarının, parklarının düzenini pek beğenmiştim. Savaşın 19. günü bir haberde ne yağma oluyor ne de kap kaç. Ne benlik mücadelesi deniyordu ama. Tebrik ederim Ukrayna halkını.
Çocukların yüreğine çizilen çizgi hiç kaybolmaz. O yüreklere kazılan çizgi, taşlara yazılan yazı gibidir, yüz yıllar sürer. Bir milletin nefretini kazanmak çok acı bir şey olsa gerek. Para pul boş şeylerdir. O nefret nesillerine bırakılacak çok acı bir hatıra olarak kalacak, nesiller bu hatırayı kolay kolay unutmaz.
Bu nesiller sosyalist felsefe ne kadar kötüymüş diyecekler. Ruhlarda kara bir bayrak olarak dalgalanacak. Herhalde dünya ne kadar değişirse değişsin onların kara düşünceleri her gün daha da kararıyor. İnsanlığa karşı, demokrasiye karşı, kardeşliğe karşı, kinlerinin hiç bitmeyeceği belli.
Bazen diyorum bu bir rüya olsa da uyansak. Bu rüyayı bilmem nasıl yorumlarız ama sokaklarda kediler, köpekler, köylerin de koyunlar, kuzular, bilimum mahlukat ne hallerde şimdi? Köylerinde arılar vardır, ekilmiş tarlalar ne hallerde. Tanklar ezip geçiyordur.
Annelerin, babaların, çocukları için çektikleri yürek sızısı kalay kolay diner mi sanıyorsunuz? Artık kendi hallerimizi unuttuk, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz.
Kalın sağlıcakla.