Sokrat seyahate çıkarken, dağlara ormanlara çıkarken yanına ne alması gerektiğini soran bir öğrencisine; ‘Yanına gözlerini almayı unutma.’ diyormuş. Eh yaşamak ayrı görmek ayrı. Gidiyorum artık beni dağlar çağırıyor, bağlar, bahçeler çağırıyor. Bir defacık olsun bu davete hayır demeyeceğim. Soran olursa beni dostlar, yağmur çağırdı deyin, kuşlar çağırdı deyin, ağaçlar çağırdı deyin.
Yine Beduizzaman Hazretleri de yaz kış demeden her gün kırlara çıkıp tefekkür edermiş. Bir anını boş geçirmezmiş. Beraberindekilere de şu dersi verirmiş: Ben nasıl boş durmayıp kainat kitabını okuyorsam, siz de boş durmayın, gözlerinizle, aklınızla kainat kitabını okuyun!
Bu iki üstadın bu hayatlarının küçük bir bölümünden alacağımız çok dersler var. Onların hayat merdivenlerini bizler de takip edersek, faydasını göreceğimiz binler ders ve binler hikmetlerle donanacağız.
Biz de ufacık tarlamıza gittik bugün, tarlada yeşermiş soğanları topladık, arıları kontrol ettik ve o temiz havayı teneffüs ettik. Tatlı tatlı esen rüzgarı ciğerlerimize çektik, bir iki santim kadar olan maydanozları sevdik, yine parmak kadar olan marulları görüp mutlu olduk. Ekonomik katkısından çok o sebzelerin yeşermesi, ruhumuzu da yeşertti. Toprak kokusu bizleri mest etti. Hatta bir iki ağaç dikmek için yer belirledik, baharın domates biber ekeceğimiz yerleri belirledik.
Bu doğa olayını herkese tavsiye ediyorum, kısa bir anda da olsa, dünya meşakkatlerinden sıyrılıp çıkmak lazım. Beynimiz temizlensin. Kainatın bir parçası olduğumuzu hatırlayalım.
Kalın sağlıcakla.