Ben ortaokuldan beri siyasetle hep ilgilenmişimdir, Allah’a şükür hiçbir olaya karışmadım, hiç kimseye düşmanlık derecesine varan kin ve nefret duymadım. Düşünce olarak ayrılsam da her düşünceye saygı duyulacağını düşünmüşümdür.

Ve hep şunu düşündüm, bütün siyasiler bu memleketi candan ve gönülden seviyor, halkını da candan ve gönülden seviyor. Ülkenin kalkınması için büyük çabalar harcıyorlardır.

Ama becerir ama beceremez, iki kardeş bakkal dükkânı açıyor, biri alıp gidiyor biri eline gözüne bulaştırıyor ama amaç aynı, ikisi için de başarılı olmak.

Partilerde de öyle, hepsi vatandaşına iyi hizmet vermek amacında ama bazen bu yürümez. İnsanlar ise türlü yalanlar söyler, tutuğu partiden başkası haindir, kâfirdir vs. Taraftarlar birbirini bir türlü anlamaya çalışmaz.

Oysa “KÜÇÜK BİR NOKTANIN GÖZDEN KAÇIRILMASI ANLAMAYI ENGELLER” Biri neden öyle, öbürü neden böyle diyor? Çünkü her biri gerçeğin sadece bir parçasını elinde tutup, onu gerçeğin tümü sanıyor. Evet küçük bir parça. Bir yerden tesadüfen bulmuş ya da bir kitapta okumuş. Aynı güneşe tapan insanlar gibi biraz parlayan yüzü, onu çekmiş kendine.

Bizim bilgilerimiz ve gözlemlerimiz daima ‘parça’lardır. İnsanlar bütüne yönelmese işte o zaman “bir ön yargıyı ortadan kaldırmak, bir atomu parçalamaktan daha güç” hale gelir. Hakem bize bu fikrin bütününü göstermeli.

‘Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.’

Kalın sağlıcakla.