Sizlere geç keşfettiğim ama iyi ki de izlemişim dediğim 1992 yapımı ve yönetmen koltuğunda Ron Fricke belgeselden bahsetmek istiyorum Baraka.
Dünyanın dört bir yanından olağanüstü anları bir araya getiren film, dini ritüeller aracılığıyla yeryüzündeki yaşamın zenginliğini ortaya koyuyor. Cenneti andıran güzellikteki görüntüler ve gaddarlığın izlerini taşıyan çirkinlikler arasındaki uçurum, dünyamızın da karmaşasını yansıtıyor.
Altı kıta da yirmi dört farklı ülkede yapılan çekimlerin uyum içinde bir araya getirilmesiyle oluşan Baraka, anlatıcının ve yönlendirici metnin bulunmadığı sözsüz bir belgesel.
İnsanın, doğa üzerindeki olumsuz etkisi müzik, doğal ses ve görüntüyle, etkileyici bir biçimde yansıtılıyor.
Filmde doğanın harikaları ile insanın doğa üzerindeki olumsuz etkisi görsel açıdan çok etkileyici bir biçimde beyaz perdeye yansıtılıyor. Hiçbir diyalogun geçmediği bu belgeselde buna ihtiyaç olmadığını da anlayacaksınız. İzleyiciye muhteşem müzikler eşliğinde 96 dakikalık görsel bir şölen sunuyor. Her karenin ayrı bir fotoğraf olduğunu ve fotoğraf sanatıyla az da ilgilenen biri iseniz Baraka ‘yı mutlaka izlemelisiniz. Bu görsel şölende mistisizm, sonsuzluk ve hiçlik, zaman ve zamansızlık, karmaşa ve dinginlik ve bunun gibi kavramları bulacaksınız.
Belgesel iki bölümden oluşuyor ve iki bölüm birbirinden farklı sorular soruyor. Bozulmamış doğa içerisindeki ilk insanlar, doğanın sanatı ve halen daha yaşamakta olan en eski kültürler belgeselin temalarından birkaçı. Doğa ve insanoğlu arasındaki ilişki yaşam zincirinin hassas dengelerinden biri ve bu durum belgeselde hafızalardan çıkması zor görüntüler halinde sunuluyor.
Baraka kelimenin anlamı: Antik mısır'da "ka"; sanskritçe'de "prana"; çince'de "çi"; japonca'da "ki"; türkçe'de "bereket" (eski türkçe'de "kut") olarak bilinen yaşam veren enerji demektir. Etkileri itibarı ile ziyadelik, fazlalık, bolluk, uğur, mutluluk, rahmet anlamındadır.