Sokaklar sesiz, caddeler sesiz, yollar sesiz. Üç tekerlekli arabalarla gezen satıcılar vardı şimdi yok. Patates, soğan, domates diye bağıra bağıra gezen o satıcılar şimdi yok, yok olmaları için türlü sebepler ortaya kondu, yok vergi meselesi, yok şu, yok bu. Sanki büyük market ve manavlar kuruşu kuruşuna vergi veriyorlar da bir bunlar çökertiyor bütçeyi. Yok efendim sokakları ihlal ediyorlar falan ama çok güzeldi sokağımızdan geçer ve bizler ihtiyaçlarımızı görürdük. Onlarda evine bir ekmek götürürlerdi. Çoğunu tanırım zor geçinirlerdi, bende yaptım o işi, bazen parasını zor toplardık.

Şu an belediye başkanı olsam hepsini serbest ederim, gör rekabeti, serbest ekonomi modelini ve ya köylü pazaryerleri kurarım öyle pazaryerlerinin yanında bir sıra veriyorlar onlarda pazaryerinde yeri olanlara kiralıyorlar, verecen şart, köylü çalıştıracak.

Belediyeler bu sesleri kıstılar, o ucuzcu arabacılara pranga vurdular, herkesi zincir marketlere mahkum ettiler, yalancıktan denetleme yapıyorlar ceza kesiyorlar, onlarda cezaları babalarından kalma evleri satıp ödüyorlar!

Hey gidi yalan dünya hey, bizlerde yiyoruz bunları, cezayı yine biz ödüyoruz.

Birde bakkallar meselesi var, bunlara da ucuz yani zincir marketlere verilen fiyattan mal verilsin, bir de böyle denensin rekabet yolları. Onlara sorunca çok az karla sattıklarını hatta bizim aldığımız fiyattan mal sattıkları da oluyor diyorlar. Ayrıca bakkallarda ortak hareket etmeliler birleşerek mal almalılar, organize olmalılar. Bakkallar odası ne iş yapar?

Hiç kimsede bir hareket yok. Kuzu kuzu millet ve memleket soyuluyor kıpırdayan yok, tilkiye tavuğu teslim ettiler.

Geçen televizyonda dinledim yüzde 300 karla nohut satılıyor, yine Adapazarı Akşam Haberleri'nin peynir haberinde okudum. Süt, köylüden 8 liraya alınıyor, fabrika çıkışı 15 lira, satış 150 lira. Allah aşkına bunun sonu ne olacak, bir akıl veren bir yol gösteren çıkmayacak mı ortaya?

Kalın sağlıcakla.