Geçen hafta “Şu sıralar ülkemizde iki konu dolaşıyor. Biri kadın voleybol milli takımımızın başarısı, diğeri CHP’nin seçim yenilgisinin ardından içine düştüğü liderlik açmazı... kötü gidişat içinde kıvranan iktidarların tamda istediği şey! Çünkü kendileri tartışılmıyor, çekilemez boyuttaki geçim derdi unutturulmuş, halk yapay gündemlerle (kandırılmış demeyelim de) en hafif deyimiyle oyalanmış oluyor.” yazmıştım. Bu hafta sözü oradan alarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na getirmek istiyorum.
Biliyorsunuz kimileri böyle demese bile CHP ülkenin kurucu partisi. Kurucu parti zavallı duruma düşerse önüne gelen her şeyi söyler. İktidardaki partiler de çekinmeden, rahat rahat her istediğini yapar. Zavallı duruma düşmemek parti liderinin ferasetine bağlanmamalı. Lider seçilmiş kişi 13-14 seçim ağır yenilgi almayı beklememeli. Sadece seçim yenilgisi değil, kuruluş felsefesini terk etmek bile liderin itibarını sarsmalı. Bunlar CHP’de son zamanlarda olmuyor. Sürekli iktidarların değirmenlerine su taşınıyor gören yok!
Hele şu seçimde alınan son yenilgi ve sonrasında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti başkanlığından vazgeçmemesi seçmenini iyice öfkelendirdi.
Öfkelenmeleri çok doğal. Sizin adaylığınızı destekledikleri için Ergenekon davalarının Adalet Bakanı Sadullah Ergin gibilerinin içlerinde bulunduğu Deva, Gelecek, Saadet ve Demokrat partiden 39 milletvekilinin seçilmesinde asansör olursanız ardından hem vekillik hem başkanlık seçimlerinde yenilirseniz başka ne beklersiniz ki? Burada gemiyi limana sağlıklı biçimde ulaştıramazsınız. Kendi kendinize yeni roller biçmeye hakkınız olmamalı. Sizden başka kimse bulunmaz değil. Elbette bu partiyi yönetecek kişi çıkar. Sürekli hata yapmaya ayarlanmış gibisiniz. En büyük hatanız partinin 6 okla simgelediği ilkelerden kopmanızdır.
Bu ilkelerin savunucularını partiden attınız, AKP’de ikbal beklemekten yorulanları aldınız. Atatürkçü, ulusuna bağlı Tanju Özcan bunlardan biriydi. AKP kapılarında milletvekilliği aday adaylığından bir türlü adaylığa yükseltilmeyen ve bu yüzden ömrünün tükeneceği korkusuyla size gelen, “Laikler hem maymundan geldik diyorlar hemde Atatürk atamızdır diyorlar, söyleyeceklerim bu kadar. Eklemek istedikleriniz varsa buyrun söz sizin” paylaşımıyla dolaylı yoldan ulu önder Atatürk’e maymun diyen, sizin hakkınızda da sosyal medya hesabından “Zavallı, hain ve kanı bozuk” sözcüklerini kullanmaktan kaçınmayan Perinaz Mahpeyker Yaman’ı danışman atadınız.
Bu arada danışmanlarınızın sayısının 80 olduğu söyleniyor. Her nedense böyle isimler çoğunlukta. Neden acaba?
Sizin bu seçimi kazanamayacağınızı aday olmamanız gerektiğini söyleyenlere rağmen çocukça bir inatla aday olup bu seçimleri de kaybetmenizin ardından partinin başından gitmeyişinizin, gidemeyişinizin başka bir açıklaması var mı? Yoksa bu ikbal yorgunlarının ikballerini yapmayı yüklendiğiniz için mi başkanlıktan kopamıyorsunuz?
Aslında siz “CHP'nin tarihini bilen, partiyi ileriye götürebilecek, sicili temiz birisini bulsam yarın bırakırım” diyerek en haksız açıklamada bulunmuştunuz. Size göre partide sicili temiz bir kişi bile yok demek!
Sabrınızı sınamamak için yazıyı uzatmak istemiyorum. Sadece Kılıçdaroğlu değil, tüm ekibi ve kendisinin seçtiği Atatürkçü olmayan kim varsa bu partiden uzaklaşmalıdır.
Not: Haziranda nişanını yaptığımız yeğenimin düğünü bu hafta yapılacak, bu yüzden bu sene ikinci kez İstanbul’a gideceğim. Yazılarıma bir süre ara vereceğim. Ekim başında buluşmak üzere hoşça kalın.