Mevdudi şöyle der; “SAHTE AĞAÇ HİÇBİR ZAMAN HAKİKİ AĞACIN VERDİĞİ MEYVEYİ VERMEZ." Genelde her yeni fikir yanlış da olsa bir süre gerçek gibi görünür. Bundan dolayı önce maya tuttu sanılır ama yapayın, sahtenin ömrü azdır ama doğru ortaya çıkınca bu bir süre sonra çürür. Doğru daim kalır.

Gerçeğin yanında kısa olur yalanın ömrü. Yüz kızarır, baş öne düşer bir gün. Onun için atalarımız demiş, “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Bir gün coşkuyla yapılan heykelin, gün gelir boynuna ip atılarak yıkılır. Gerçek sandığın yalancı kalabalıklar, seni milletler mezarlığına gömer ama gerçek kalabalıklar ölmeden seni öldürmez. Kökleri sağlam ağaç kolay kolay yıkılmaz, köklerinden sökülüp atılamaz. Fikirlerin, düşüncelerin cam fanus içinde ilelebed korunur. Onun içindir ki bazı sevgiler, bazı fikirler, bazı düşünceler binlerce yıldır ayakta ve dimdik gönüllerde yaşar.

Bu gerçeğe ulaşan insan sayısı ne yazık ki pek azdır. İnsan evrende bu ahenkten, bu yasadan habersizce, kitaplar arasında gezer durur ama bu gerçeğe ulaşamaz. Okudu profesör oldu deriz, ömrü ilimle geçti deriz ama gerçeğe bir türlü ulaşamaz. Gezdiğin yolları bileceksin, körü körüne yol yürümeyeceksin. Gerçekler çöplükte bile olsa bulunur, tıpkı altın madeni gibi. Kayanın, tozun toprağın içinden çıkarılır, kıymeti büyüktür. Ömür sermayesi kısadır, attığın adımlarının seni nereye götürdüğünü bileceksin yoksa zayi olur gidersin.

Sahte ağaç gibi hakiki meyve veremezsin, yalancı boş yollarda dolaşır durursun. Beklersin ki kavak ağacı meyve verecek sen de yiyeceksin. Oysa heba olur gidersin haberin olmadan.

Kalın sağlıcakla.