Kutsal Ramazan ayı geçtiğimiz hafta Cumartesi günü başladı. Beşinci güne eriştik bile. Ramazan ayı edebi öğrenme ayıdır, ne mutlu öğrenenlere.. Bu ayda yapacağınız ibadetleriniz makbul, oruç ve dualarınız kabul, Ramazanınız kutlu olsun sevgili okurlar.

Ramazan ayında farz kılınmış olan oruç dinimizin beş şartından biridir. Her Ramazan inananlar bu farzı yerine getirir.

Bu ay aç kalma ayı mıdır sadece? Eğer oruca bu gözle bakılırsa yanlış yapılıyor demektir. Kestirme bir sözle yüce Allah’ın günahlarımızı affedip cennetine alması için de denilirse gene yanlış yapılıyor demektir. Amaç sadece cennete girmek olsaydı hiç hareket etmeden, uyuyarak da cennete gitmek mümkün olurdu. Oysa hayatı üretmeyen, ama doğru dürüst bir hayatı üretemeyen kimseye cennet verilmeyecek.

İşte dinimizin beş şartından oruç ve zekât bu hayatı en iyi şekilde üretmenin yollarını açan buyruklardandırlar. Bu ibadetlerle insanın diğer canlılardan ayrılarak nasıl insan olacağını öğreniyor ve onun çalışmalarını yapmış oluyoruz. En başta öğrendiğimiz yaratana ve yara-tanın yarattıklarına karşı edepli olmaktır. Bugün edep sözcüğüne karşılık olarak kullandığımız ‘saygı’ veya ‘utanmak’ sözcükleri edep sözcüğünü açıklamaya bence yetmez. Çünkü edep varlığın tamamını içerir. Nedir edep derseniz dinsel düşünüşü insanın fikri hayatından barışla harmanlayarak günlük hayata indirme çabasına, yani tasavvufun içine girmiş oluruz.

‘Edep’ sözcüğü dilimizin en güzel sözcüklerinden biridir. Dört harften kurulu bu küçücük sözcük uçsuz bucaksız bir anlam boyutu katıyor bizlere. Tasavvufun yüzyıllardır üzerine titrediği, varlığı onunla özdeş bu sözcük hem bu kadar göz önünde apaçık; hem de kapalı bir kutu kadar sırdır bizlere?

Gelelim edebin ne olduğu konusuna.. Bunu öğrenmeden yapılan ibadetler, borç ödemekten başka bir anlam taşımayacaktır.

Edep; dedikodudan, haksızlık yapmaktan ve birini kolayca suçlamaktan uzak durmaktır.

Sadece o değil. İnsan-hayvan, canlı-cansız veya önemli-önemsiz ya da zengin-fakir ayrımı yapmadan etrafına hoş görüyle bakmak; “eyvallah” diyebilmek, “eyvallah” kelimesi üzerine kafa yormaktır.

Bilgi bir perdedir. Sen ne kadar bilirsen bil, ne kadar bilgin olursan ol, en cahil görünen insandan bile öğrenecek bir şeyin vardır elbet. Edep bunu unutmamaktır.

İnsan ayrımı yapmamaktır edep.

Sokaktaki bir berduşun yanında da Karun kadar zengin ya da Süleyman kadar güçlü görünenin yanında da aynı dingin anlayışla durabilmek; açık seçik görünür olabilmek; girdiğin mekâna ya da konuştuğun adamın nabzına göre laf değiştirmemek, bencilce ince hesap düşüncesinde olmamaktır edep.

Tek başınayken de başkalarının yanındayken de şefkati elden bırakmamak; dış görüntülerden, parlak kabuklardan, unvanlardan, payelerden etkilenmemek; her işte her adımda yüreğe bakmak, yüreğin ibresine göre yol almak.....ve sürekli olarak BEN demekten vazgeçmektir edep.

Edep bir uyum meselesidir. Akort edilmektir.

Edep uyum içinde olmak demektir. Doğayla, evrenle, yaradılışla, bütünle ve her damlayla sürekli uyum....

Edep bildiğimiz anlamının dışında nerelere kadar varıyor gördünüz değimli? İşte ibadetler bunun için vardır. Şeytan ‘ben’ dediği için iddialaştı ve şeytan oldu. İnsan ‘ben’ demediği kadar insan olabildi. Yani şeytan varlığa karşı edepsizdi.

Edebi olan atom bombasını atabilir mi? Atamaz çünkü varlığa hakarettir. Toptan varlığı imhadır. Atomla ormanı, nehirleri ve onların içindeki canlıları, sadece atomun atıldığı zamanda değil bütün zamanlarda etkiler ve yok edersiniz.

Günümüzde aşırı bireyselleşmenin getirdiği yalnızlık sonucu putlaşan benmerkezcilikle, insanlık atom kadar etkili bir imha hareketinin içindedir. Herkes o hareketin oyuncusu olduğu için, bunu kimse göremez. Bu oyundan kopmadıkça gerçek insan olamayız. En çok kendine ağlayanlardan ve en çok kendini övenlerden korkun. Çünkü onların merhameti atom bombasının merhameti kadardır.

Edepli olursanız sevmeyi de bilirsiniz. Edepsiz sevgi çıkarcı sevgidir ve ömrü kısa olur. İnsanlığın insanlık kadar eski sevgisizlikleri edebin çok sık unutulduğunu gösteriyor bizlere. Ne yazık kendini sevgisizliğe mahkum edenlere.. Çünkü yaratılanı sevmeden yaratana ulaşılamaz

Edepli olmadıkça ibadetlerin nafile olacağını unutmayalım.

DEVAM EDECEK