Yerel seçime 1 ay gibi süre kaldı. Vatandaş yeniden sandığa ama bu sefer yerel yöneticilerini seçmek için gidecek. Başkan adayları ilçeler, mahalleler hatta sokaklara kadar vatandaşın ayağına giderek destek istiyor.
Vaatler havada uçuşuyor. Yapılanlar ve bundan sonra yapılacaklar. Vatandaşa tek tek izah ediliyor, ikna etme yolu seçiliyor. Söylemlere bakıyorum Sakarya’nın en önemli meseleleri irdeleniyor, çözüm üreteceğiz şeklinde vaatler veriliyor. Sakarya’nın bu vaatlerde kırmızı çizgileri var…Onlara göz atalım…
-Tarım alanlarını koruyacağız…Tamam çok güzel. Nasıl olacak peki? 1. sınıf tarım alanlarını meclislerde 2. hatta 3. sınıfa çevirirseniz nasıl koruyacaksınız? Bunun adı halkı kandırmak değil mi? Verimli arazi, 3. sınıfa düşünce verimsiz mi oluyor? Bu konuda samimiyet testini seçimlerden sonra göreceğiz…
-Kentsel Dönüşüm’e devam edilecek…Deprem kuşağında olan ilimiz için çok önemli bir cümle..Aynen raylı sistemler gibi geç kalsak da seçimlerden sonra acilen el atılacak bir sorun. Depremin üzerinden 25 yıl geçti. Yeni bir deprem olmaması için sebep yok. 25 yıllık bir birikim yer altında duruyor. Yüksek katlı binalar (4 ve 5) halen şehirde bir korkuluk gibi duruyor.
-Tarıma destek verip, çiftçimize sahip çıkacağız…Güzel bir vaat. Bu söylemi gerçekten icraata geçirmek çiftçimiz adına oldukça sevindirici. Tohum, gübre, mazot ve başka büyük girdilerde destek olmayacaksanız hiç bu vaadi dillendirmeyin. Bunu yapan belediyeler var mı? Elbette var…Araştırırsanız bulursunuz…
-Trafik sorununu çözeceğiz…Evet harika bir söylem…Örneğin şehrin en kalabalık ve akışı en yoğun kavşaklara neşter atamayacaksanız yine bu vaadi söylemeyin. Bir kavşağa 6 giriş olur mu? Ama maalesef Sakarya’da var. Zamanında ucuz yollu yapılmış, masraftan kaçınılmış ama daha büyük maliyetlere yol açacağı ön görülememiş kavşaklar, şimdilerde ise çözüm bekliyor…
-Raylı sisteme devam edilecek…En önemsediğim projelerin başında geliyor. Evet, zaten çok ama çok geç kalınmış bir proje mutlaka ama mutlaka gündemde tutulmalı ve bakanlıkla irtibata geçilip bir an önce ilk kazma vurulmalı. Sadece Adapazarı merkez-Kampüs arası değil, diğer hatlar içinde yeni projeler süratle yapılıp bakanlığa sunulmalı…
-Yeni turizm merkezleri…Sadece Büyükşehir için değil, ilçe belediyeleri de bu işe epey kafa yormalı. İlçelerin mevcut turizm potansiyelleri daha ileriye götürülmeli, bunun yanında turizmi canlandıracak yeni çalışmalar ortaya konulmalı.
- Sosyal alanları çoğaltacağız…Elbette gerek Büyükşehir’in gerekse ilçe belediyelerin yaptıkları çalışmalar var ancak yetersiz. Sebebi ise şehrin hızla büyümesi, nüfusun çoğalmasıyla sosyal alanlar yetersiz kaldı. Daha fazla yeşil alan, ailelerin vakit geçireceği daha fazla park, bahçeler ve sosyal donatı alanlarına önümüzdeki dönem ağırlık verilmeli.
-Eğitime destek vereceğiz…Arkadaşlar, bu söylem de havada kalmasın. Malum bazı okulların ihtiyaçları hasıl oluyor. Devletin de bu okullara ödenekleri yok. Olsa da çok az. Okulların ihtiyaçları için sizlere başvuru olursa kesinlikle geri çevirmeyin.
Bende bu konuda anımı anlatayım konu daha iyi anlaşılsın..Engelli bir sınıfın ufak tadilatı için bana söylendi. Bende Sakarya’nın büyük STK’larından birinin başkanına söyledim. Aldığım cevap ise “Maalesef böyle bir bütçemiz yok” denildi. Adama ve kuruma acıyıp nerdeyse para verecektim. İş bu hale geldi. Düşünün, bu sınıfın sadece yer döşemesi yapılacaktı. O zamanki para ise 3-4 bin TL arası. Şimdi olsa olsa 20 bin TL bile tutmaz. Belediye başkanlarının bu gibi talepleri geri çevirmemesini diliyorum ve bekliyorum.
BÜYÜDÜK DE NASIL BÜYÜDÜK?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılı son çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Rakamları birlikte inceleyelim:
Üretim yöntemine göre dört dönem toplamıyla elde edilen yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 arttı. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 75,0 artarak 26 trilyon 276 milyar 307 milyon TL oldu.
Kişi başına GSYH 2023 yılında cari fiyatlarla 307 bin 952 TL, ABD doları cinsinden 13 bin 110 olarak hesaplandı. Beklentilerin üzerinde bir büyüme gerçekleşmiş olmasına rağmen, rakamlar pandemi yılı 2020'den bu yana en düşük büyüme olarak kayıtlara geçti. Kişi başına gelir 13 bin 110 dolar oldu. Tarım 2023'te küçüldü.
Günümüzde kabul gören genel görüş, enflasyonun orta ve uzun dönemde büyümeyi olumsuz yönde etkilediğidir. Eğer bir büyüme söz konusu ise kısa dönemli bir büyümedir. Bunun sebebi ise fiyat artışlarının yüksek kazanma eğilimine yönelik üretim talebinin (iştahının) artmasıdır. Bu sebepledir ki firmalar borca, krediye rağmen üretime devam etmesidir. Rakamların bize şimdilik gösterdiği budur.
Peki bu büyüme hanehalkına nasıl yansır? Şimdilik sıfır…Ülkemizde resmi enflasyon yüzde 64, resmi olmayan, gizlenmemiş, şeffaf ve gerçek enflasyon yüzde 129,11 olduğuna göre kimse bu büyümeden iyimser bir tablo çıkarmasın.
Tüketim harcamalarında geçen yıla oranla patlama var. 2023 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 12,8 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 59,1 oldu. Tüketerek hatta yoğun tüketerek büyüme söz konusu... Bu derece yüksek enflasyona rağmen tüketim harcamalarının patlaması, büyüme rakamlarına yansıdı…Ekonomi halen istenildiği gibi soğumadı, soğuyamadı.
Bu şekilde büyüme yerine; düşük enflasyon, düşük faiz ve yoğun üretimle büyümeyi tercih ederim…