Bir toplumun en küçük yapı taşının aile olduğunu çok küçük yaşlarda öğrenmiştik. Aileler(haneler) birleşince mahalleler, sonrasında belde, bucak, semt ve şehirler derken ülkeler ve dünya olarak koca bir topluluk oluşur.
En küçük topluluk olan aile mutlu, huzurlu ve refah içerisinde yaşarsa, silsile yoluyla insanlık da aynı şekilde yaşar. Hadi biz tüm insanlığa kadar uzatmayalım. Ülke olarak bunu sağlayalım desem, hepiniz tebessüm edersiniz bana.
Bizim insanımızın bir özelliği vardır. Onlarca yıldır zar zor geçimini sağlayan emekçi olan anne ve babalar. Seçim öncesi her siyasi vaat ile hayal kuran ama sonrasında hayal kırıklığı yaşayan yüreği temiz insanlar.
Zaman tabi… Yaşanmışlıklar insanların duygularını, öncelikleri, beklentilerini değiştirebiliyor. Sokağa çıkıyorum, o eski duygular yok artık dillerde. Hep biz mi fedakâr olalım diyorlar, yorulduk, yıprandık artık diyorlar. Kendi yaşadıkları sıkıntıları, yöneticilerin ve idarecilerin yaşamadıklarını, hatta hissetmediklerini söylüyorlar. Siyasetin artık hiçbir samimiyetinin kalmadığını, kendilerine en yakın ulaşılabilir siyasilerin bile kendi hırslarına yenik düştüklerini, güç zehirlenmesine kapıldıklarını, siyasi literatüre ‘’ADAMCILIK’’ kavramını eklediklerini söylüyorlar.
Toplumumuzun en küçük parça tanesi olarak soruyorum, Cumhurbaşkanımızın çabaları ve gayreti dışında kalan, bireysel kimlikleriyle değil de kontenjan ile seçilenler… Neredesiniz??? Neden hiçbiriniz ortalıklarda yoksunuz? Sakarya’ya hizmet etmeden Türkiye’ye nasıl hizmet edeceksiniz? Bu şehri kalkındırmak, şehrin insanlarının öncelikli problemlerini çözmek, bu insanlarla yan yana omuz omuza olmak sizin öncelikli göreviniz değil mi?
En güzel duygulardan biridir umut etmek. Umarım ülkece yaşadığımız veya yaşayacağımız yeni siyasi kültürümüzde artık seçilmişler halka hizmet için emek sarf eder, halkı dinler, anlar ve yanında olurlar. Umarım bugünün kudretine takılıp kalmazlar ve yarınki aczini de düşünürler. Sağlıcakla kalın.