Hz. Süleyman bütün çağların üstünde, bütün yönetimlerin üstünde, bütün hükümdarlıkların üstünde bir kral, bir padişah. Bütün kainat onun emrinde, karıncasından tutun da kuşuna kadar bir dediğini iki etmiyorlar. Bütün tabiat ağzından çıkana bakıyor, dile gelip emirlerine itaat ediyorlar.
Bu saltanat, bu harikulade düzen bütün canlıların istediğine cevap veriyor ama gün geliyor bu düzen yıkılıyor, acaba eksik olan ne idi!
Kurulacak yeni bir düzen bunun üstünde olabilir miydi? Cinler periler göz açıp kapayıncaya kadar emirleri yerine getiriyorlardı, rüzgar ve bulutlar emir almak için hazır bekliyorlardı ama bu şahane düzen gün geliyor yıkılıyor!
Daha sonra kimler geliyor, kimler geçiyor. Nice peygamberler, nice nice krallar, padişahlar geliyor geçiyor. O yıkılan düzeni kurmak mümkün olmuyor. Ateşe tapanlar mı dersin, danaya tapanlar mı dersin, neler neler…
Gelelim günümüze; insanoğlu durduğu yerde durmuyor, yeni yeni düzenler peşinde, yeni doktrinler yazıyor, yeni oyunlar sahneye koyuyor, gözyaşları mı dersin, yalancı krallıklar mı dersin…
İnsanlık çıldırmış kaf dağının arkasında, olmayan cennet bahçelerinin hayalini kuruyor. İnsanlık çıldırmış, ne aradığını biliyor ne de yapacağını.
Rusya haritasında,
Kenya’yı arıyoruz.
Avrupa kıtasında,
Tonya’yı arıyoruz.
Oğlu dövdü anayı,
Gelini kaynanayı,
Yitirdik Mevlana’yı,
Konya’yı arıyoruz.
Velhasıl ne aradığımızı bilmiyoruz, ne zülümler yaptığımızı da bilmiyoruz, ama alim olmuşuz o başka.
Kalın sağlıcakla