Bu dünyada kötülükle iyiliğin savaşı yıllardır vardır. Bir zamanlar, okul sıralarında ve çocukluğumuzda bu savaşın hikâyelerini ya okurduk ya da dinlerdik. Şimdi ise tam ortasında tüm şiddetiyle yaşıyoruz. Yaşadığımız bu şiddeti, bu düşmanlığı bir türlü kavrayamıyorum, beynim şaşırıyor, anlayamıyorum.
Ülkemizde bir terör belası var, bir terör örgütü gerçeği var. Sağdan olsun soldan olsun bir kötülük hikâyesi uzayıp gidiyor. Dağ başlarında, mağaralarda elinde silah zarar vermediği insan kalmadı. Bazı devletler bunlara destek verse de nihayetinde elinde silah bir insana, bir askere, bir köylü ya da şehirliye çevriliyor ve bu dünyadan koparıyor ya da ormanları ateşe verip içindeki binlerce canlı ile cayır cayır yakıyorlar. İşte bu insanları anlamayı kafa yapılarını çözmeyi beceremiyorum. Ve bunlara destek veren devletleri de anlamakta zorlanıyorum. Devlet devletin düşmanı olmak zorunda mı? Bu kin, bu nefret ve bu düşmanlığı hafızam almıyor.
İnsan var yerde karıncayı ezmemek için uğraşıyor, insan var bir çiçeğe zarar vereceğim diye dalında doya doya sevemiyor, insan var bir fakire kazancını bölüp veriyor hatta öyle insanlar var ki kazancının büyük kısmını fakire fukaraya dağıtıyor. Bunu anlıyorum, bu insanlık ama elinde silah ile köy basıp yakan, yıkan, öldüren mahlukları bir türlü anlayamıyorum.
Oturup düşünüyorum, kırk bin vatan evladı şehit edildi, yetmiş bin vatan evladı gazı edildi ve tirilyon dolar maddi kayıp. Sorarım bunlara ve bunları haklı görüp alkışlayanlara; ellerinize ne geçti? Karınız ne, neyi düzelttiniz?
Bazen hallerini görüyorum. Bitli, pis, su yok, sabun yok, pis pis koktukları belli ama grup halinde poz verip sırtlan gibi sırıtıyorlar. Allah aşkına hiç mi içleri sızlamıyor? Anlamakta zorlanıyorum.
Demek insanın vahşisi, tüm canlıların vahşisinin üstünde. Bunlara insan dediğim için de özür dilerim.
Kalın sağlıcakla.