HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Mevsim, uçurtma mevsimi. Gökler masmavi, kuş ve uçurtma yurdu. Mayısın on dokuzu atamdan miras gençliğe. Kim farkında ki?
Tabi ki gençler!.. farkında olmalılar da zaten, on dokuz Mayısın. Mavi göğün altındalar özgür uçurtmalar kadar. Saçları iki örgülü salınmış rüzgâra liseli kızlar, sarardı sekiz katlı gençlerden kulenin etrafını, en üstte bir genç açardı al bayrağı rüzgâra! Açılan bayrağın coşkusu içinde alkış kıyamet inlerdi yurdumda stadyumlar..
Beş gün önce, anneler gününde anne sütü gibi helal bir oy kullandı o gençlik, on dört mayısta. Unutturulmak istense de, atasını unutmamış hiç biri. Hiç biri vazgeçmiş değil gelecekten, yarından ümidi kesmiş değil. Biliyor muhtaç olduğu kudretin damarlarındaki asil kanda olduğunu. Bunu hatırlatan atasına duyduğu derin saygı ve sevgiyle..
Uçurtma uçsundu dileği, yüreği gibi pır pır..
sevgilinin gözüne bakmaktı yarınlar..
tenini okşamaktı..
atasının kocatepe zaferiyle toprağa emin basan
saçları iki örgülü, lacivert etekli lise kızları
ve sabırsız güçleriyle delikanlılar
Anne babasını seçemiyordu, doğum yerini,..
birde tanrı vergisi cinsiyetini
seçerdi dilediğince aşını, işini ve de eşini
Uçurtma uçsundu dileği, yüreği pır pır..
Bir seçim daha var önümüzde, bu bir ilk. İlk turda belirlenemedi ülkeyi kimin yöneteceği, ikinci tura kaldı. Söylemler değişti, çalınan kapılar arttı.
Bakalım sonuç ne olacak? Kim daha çok ikna edecek seçmeni göreceğiz.
Daha ilk turda yorumlar arttı. İkinci turdan sonra ne yorumlar duyacağız kim bilir.
Umurumda değil yapılmış ve yapılacak yorumların hiç biri. Her birinden kaçıyorum.
Tıpkı korona zamanında yaptığımız gibi dijital platformlardan dizi ya da sinema filmleri izliyorum bu sıralar. “Terzi” adlı yerli dizi ve “Kurak Topraklar” adlı sinema filmini izledim örnek vermek gerekirse. Bu sıralar bütün televizyonlarda Gülseren Budayıcıoğlu furyası var biliyorsunuz. Bütün kahramanlar Franz Kafka romanlarından fırlamış gibi, kısır döngü içinde sıkışıp kalan insancıklar. Dijital platformlarda bunlardan uzak değil.
Siyaset dünyamızda bu romanlardan farksız. Sert dönüş yapanlarda, yerinde sayanlarda yarınların teminatı gençlerimizi ikna edemiyorlar ne yazık ki.. çünkü iki partinin yaptıkları seçim kazanmak uğruna küçük partilerin asansörü olmaktan öteye gitmedi.
Oysa onların;
yani saçları iki yanda iki örgü, lacivert etekli ve kaçık çorap liseli kızların,
birde fenerli, beştaşlı, gassaraylı yahut şehrinin takımlısı delikanlıların;
iyi yetişmiş insan olabilmeleri için önce ilköğretimden yüksek öğretime kadar kaliteli eğitim, ardından gördükleri eğitime uygun istihdam imkanı, gelir adaleti, iş kazalarına karşı sıkı önlemler, yarın endişesinden uzak, sınır konulmamış özgürlüktür beklentileri.
Birde işli, işsiz, emekli her yaşta insanlarının dileği, hayat pahalılığının bitmesi ve on milyondan fazla sığınmacının ülkelerine gönderilmesi, vatandaşlığın parayla satılmaması.. yoksa vatandaşlığın ve bir vatana sahip olmanın hiçbir önemi kalmayacak!
Bakalım bunlara ne kadar cevap bulacağız.
İkinci tur seçimler ülkemize hayırlı olsun!...