Bugün elime yıllar evvel alıp ama okuyamadığım bir kitabı aldım. Okuyup bitirdim. Ben mi kitabı bitirdim, kitap mı beni belli değil.
Şöyle ki; iki, üç adamın dostluğunu anlatan mektuplar var kitapta.
Biri Aziz Nesin, diğeri Necip Fazıl Kısakürek. Mektubu Aziz Nesin yazmış Kültür Bakanlığı'nın büyük ödülünü kazanan Necip Fazıl'a. Tebrik etmiş Necip Fazıl'ı. Edebi kişiliğini övmüş. Birde şöyle bir söz yazmış “Bu ödülü almakla Kültür Bakanlığı'nı onurlandırdınız.” İlaveten, çıkardığı Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı'na bir yazı yazmasını da rica etmiş. Ne yazarsan yaz, hatta ister Türkçe, istersen Osmanlıca yaz diye de kolaylık göstermiş. Mektubun bazı yerlerinde, şairler sultanı gibi övücü sözler de yazmış.
Evet, ben hayretler içinde kaldım. İnsanlar görüyorum doğru dürüst tahsili yok, ömründe bir kitap bile okumamış, hasbel kader takılmış bir partinin kuyruğuna, elinden gelse başka bir partiliyi ve ya başka düşüneni boğazlayacak. Hor hor bakmalar, hırsız namussuz gibi yakıştırmalar ve neler neler.
Ama iki uç noktada olan aydın, yazar, düşünür insanlara bak, efendilik, tevazu, hoşgörü işte adamlık bu. Bilgelik bu.
Bu hoşgörü; Nazım Hikmet ve Necip Fazıl arasında da olmuş. Gerekli bilgileri tazeleyince bunu da yazacağım Allah nasip ederse.
Kin ve nefreti elimizin tersiyle itelim.