HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Halk dilinde “inme” adını alan felç, beyne giden ve yaşamsal değerdeki kan ile oksijenin aniden kesilmesi veya azalmasıyla oluşan beyin krizidir. Kan akışının kesilmesiyle o bölgenin hücreleri hızla ölür ve felcin oluştuğu yerde kaslar işlevselliğini yitirir. Bu işlevsellik geri gelebildiği gibi işlev yitimi kalıcı olabilir. Bebekliğinde çocuk felci geçirmiş biri olarak bizim için felç, çekilen zorluklardan dolayı duygulanıma yol açan, ailece verdiğimiz mücadeleden başka bir şey değildir. Bitmek bilmeyen fizik tedaviler, ameliyatlar, kullanılan ortopedik cihazlar, dizlikler, yataklar hayatımızın bir parçası olup çıkmıştı gelişme çağlarımda.

Çocuk felci gibi ileri yaşlarda geçirilen felç vakaları da vardır. Bunlardan kimileri iyileşip geçerken, kimileri hasar bırakır, kimileri de ölümlere bile yol açar. Bugün ileri yaşta geçirilen felcin belirtilerinin on yıl önceden başladığı ileri sürülüyor. O belirtiler bir habere konu olmuştu. Habere bir bakalım.

“Hollanda’da yapılan yeni bir araştırmaya göre, insanlar felç geçirmeden on yıl öncesine kadar bir dizi belirti gösteriyor.Bu belirtiler arasında hızlı bir zihinsel ve bilişsel gerileme yer alıyor. Ayrıca hesap yapma ve yemek pişirme gibi günlük işlerini yerine getirme becerilerinde azalma yaşanıyor.”

Bana kalırsa bu habere göre her demans ve her alzheimer belirtisi gerçek demans ve gerçek alzheimer belirtisi olmayabilir. Çünkü belirtiler, bu hastalıkların belirtileri olabildiği kadar felç hastalığınında belirtisi olabilir. Habere konu olan bilim insanları “bu erken sinyallerin tespit edilmesinin hastaları felç riskinden koyabileceğini” belirtiyorlar. Haberi okumaya devam edelim.

“Rotterdam’daki Erasmus MC Üniversitesi’nden araştırmacılar, 28 yıl boyunca gözlemlenen 14 bin 712 kişinin verilerini inceledi. Her biri, çalışmanın başlangıcında ve birkaç yılda bir, bazı zihinsel ve fiziksel testlere tabi tutuldu. Test, hafıza testleri, sözel akıcılık, yemek pişirme, temizlik ve mali durumlarını yönetme yeteneklerinin bir değerlendirmesini içeriyordu. Sonuçlarda, felç geçirenler ile geçirmeyen arasında 10 yıl öncesine ilişkin büyük farklar olduğu görüldü. Temel ve ileri düzey günlük görevleri yerine getirme becerilerindeki farklılıklar, felçten iki ile üç yıl önce ortaya çıktı.”

Gelecekte tıpkı kanserin genetik haritalarla çok önceden, hatta çocukluktan bilinir olması gibi felç olma riski taşıyanların önceden belirtilerinin bilinmesi bu hastalığa karşı bir takım tedbirlerin alınmasını sağlayabilir mi? Bunun cevabı verilmemiş. Ama herhalde bu konuda da bir çalışma yapmaktan kaçınmayacaklardır.

Habere devam edelim:

“Çalışmanın yazarlarından Alis Heshmatollah, «Bulgularımız, gelecekteki felç hastalarının akut olaydan 10 yıl öncesine kontrollerden sapmaya başladığını gösterdi, bu da bilişsel ve fonksiyonel gerileme yaşayan bireylerin daha yüksek inme riski altında olduğunu ve olası felç adayları olduğunu gösteriyor» dedi.

Bulguların beyinde yıllar öncesinden zararlı fiziksel değişikliklerin meydana geldiğini göster-diğini söyleyen Dr. Heshmatullah:

«Felçöncesi biliş ve günlük işlevsellikteki hızlanan düşüş, gelecekte felç geçirecek bireylerin, akut olaydan yıllar önce, serebral küçük damar hastalığı, nörodejenerasyon ve iltihaplanma gibi intraserebral hasar birikmesinden muzdarip olduğunu gösteriyor» diye ekledi”

Ülkemizde her yıl 250 binden fazla yurttaş felce yakalanıyor. Bu sebeple Türkiye’de iki milyonu geçen felç hastası vardır. Kalıcı sakatlık ve hayati tehlike taşıyan bu hastalığı önleyici tedbirler alınmalıdır. Bunun için yaşam tarzını sessizliğe, sakinliğe ayarlamak şart! Hızlı tempo ve sürekli gerilimden uzak durmak bu hastalığa yakalanmamak için gereklidir. Tabii birçok hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da beslenme alışkanlıklarımızı buna göre düzenlenmelidir.