Bazı insanların yeri hiç dolmaz. Bu dünyadan göçüp giderler ama insan onları hep arar. Yokluğu hemen hemen her gün hissedilir. Onları örnek almak istersin ama mümkün değil, onların yeri de dolmaz, onlar gibi de olamazsın.

Benim hayatımda da böyle birkaç insan var, mesela Selim Gündüzalp. Her gün aklıma düşer, hayattan hiç korkmazdım çünkü bilirim arkamda o var. Dara düşmekten de korkmazdım çünkü yine bilirim arkamda o var, bir yolunu bulur kolumdan tutar diye. O bir baba gibiydi. Şimdi dualar ediyor, yine bana yardım eder sanıyorum… Allah Rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

Yine pazarcılık yaptığım yıllar, bir pazarcı dedem vardı. Mehmet Amca, elinden tespihi düşmez, dilinden zikri eksik olmazdı. Nasılsın deyince, yürekten ve derinden öyle bir ”Allah’a şükür olsun” derdi ki, hayatında ki tüm şikayetlerinden dolayı utanırsın. Elindeki itme arabasıyla, ayakkabı boyası, cila, fırça ve ayakkabının tabanına konan keçe satardı. Kendi kendime derdim, elindekileri hep satsa bir yevmiye etmez bu adam nasıl geçiniyor diye.

Bir baba şefkati, bir dede şevketi vardı, ve yine kendi kendime derdim. Her eve böyle bir dede lazım. Sözü sohbeti hep güzellikten, hep iyilikten yana idi.

Her sattığı malını eline alınca, besmele çeker, aldığı ve verdiği paraları besmele çekmeden ne alır ne de verirdi.

Bir zamanlar kayvoldu, bir iki ay görmeyince hemşehrilerine sordum, ölmüş. Hanımı da çocukları almış Malatya’ya köyüne dönmüş. İçim yandı. Allah Rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, Mehmet amca.

Kalın sağlıcakla.