'Ya bir çift kanat ver ya da kuş eyle,

Tez gideyim dost elinde talan var'

Aşık Sümmani Baba bir türküsünün son iki satırı böyle. Dost ellerindeki talana kol kanat germek için acelesine bakın. Nedir bu dost elindeki, dost bahçesindeki talan?

Deprem mi oldu? Düşman askeri mi girdi? Yoksa dostun ocağında bir yangın mı var? Yoksa ölümcül durumda acil hastası mı var? Her neyse dost bahçesindeki talana yürüyerek, koşarak yetişmesi imkansız. Bir an evvel gitmesi lazım. O zamanlar uçak falan da olmadığına göre kuş olup uçması, rüzgar olup esmesi lazım. Dost böyledir; ardını, önünü, zararını, karını düşünmez. Bir an evvel yetişmesi lazım, dostunun yanına, yarasına.

Deprem bölgesine işte böyle yetişti bazı dostlar. Tırın tekerleri parçalandı, dorse pert oldu ama o dost bir an önce yetişmek için tırın fren tertibatını söktü attı, devamlı gaza bastı. Helal olsun dost.

Bazı dostlar dedim çünkü bazılarının gelen tırları engellemek için yardımların yetişmemesi için yolları kapattıklarını gördük. Bazı hayvanlar tırları babasının bağ evindeki depolarına yönlendirdi ve biz buradan dağıtım yapıyoruz deyip yardım mallarını kendi depolarına yönlendirdi. Kime zarar veriyorlar? Kendi yöre insanına. Yarın da bu insanların taraftarı olduğunu söyleyecek bu hayvanlar. Ve bazı aklı kıtlar da inanacak.

İçim yanar, yanar da gözü kör, kulağı sağır, beyni düğümlenmiş bu insanların yarın ruz-i mahşerde ne diyeceklerine şaşarım. İçim yanıyor da bunu ne yazık ki anlamıyorlar.

Kalın sağlıcakla.