Dil bilgisi olmadan dilimiz konusunda görüş bildiren, yargıda bulunan çok! Aşırıya varan arı dil çalışmaları ürünü sözcükler toplum katında kullanılmayarak elenir. Bu aşırılıklar sebep gösterilerek çalışmalara ara verilmemelidir. Şu sözcüklerin anlamının tek sözcükle açıklanmasını arı dil çalışmalarına kaşı çıkanlar tarafından Türkçenin katli olarak görülmesi ne kadar doğrudur; tartışılır.
“Alenî”, “Âşikâr”, “Âyân”, “Bâriz”, “Bedîhî”, “Defisiter”, “Mubîn, “Müstehcen”, “Münhal”, “Sarîh”, “Üryân”, “Vâzıh.” Çoğunluğu Arapça, bir ikisi Farsça olan bu sözcüklerin Türkçe karşılığının tek sözcükle “Açık” olduğu söylenmiş. Aslında bu sözcüklerin birebir karşılıkları yok değildir. Onları liste halinde görelim mi, ne dersiniz?
Aleni (Arapça): Ortada, Uluorta, Göz önünde, Belli, Gizlemeden, Açala, Genel, Bilinen
Aşikar (Farsça): Apaçık, Belli, Görünür, Ortada, Açıklamak, Belirtmek, İlden.
Ayan (Arapça): Görünen, Bilinir, Belli, Seçilen, Apaçık.
Bariz (Arapçaya Farsçadan): Belirgin, Göze çarpan, Kesin, Görünür, Belli
Bedihi (Arapça): Besbelli, Apaçık, Apansız, Anlaşılır, Dolaysız,
Berrak (Arapça): Duru, , Parlak, Aydınlık, Pırıl Pırıl, Güzel, Işıltılı, Çanayaz, Müldüz.
Defisiter (Fransızca): Bütçesi açık, açık
Meftun (Arapça): Tutkun, Vurgun, Gönül Vermiş, Şaşkın, Büyülenmiş, Çılgın, Deli, Sevgin.
Münhal (Arapça): Boş, Boş Olan, Erir, Eriyebilen, Çözülen, Boşorun, Oldaç, Sonuçlanmış, Çözülmüş, Açılmış, Sorunsuz.
Müstehcen (Arapça): Açık Saçık, Çıplak, Çırıl Çıplak, Donsuz, Yakışıksız, İğrenç, Ayıp, Oyalsız, Omarsız (Edebe aykırı olan)
Sarih (Arapça): Belgin, ELGİN, Anlaşılır, NLAŞILIR, Belli, ELLİ, Belirgin, ELİRGİN, Kolay, Duru, Aykın, Görünür.
Üryan (Arapçadan Farsçaya): Çıplak, Soyunmuş, Soyunuk, Çırıl IRIL Çıplak, Cıbıl, Cıbıldak, Saçsız, Daz, Yoksul, Yalın, Süssüz, Olduğu Gibi, Apaçık, Soyunmak, Çeşin.
Vazıh (Arapça): Apaçık, Aydın, Belli, Seçili.
Bırakın halkın genel konuşmasını, yeni kuşakların eğitimli olanları bile arı dil dışındaki söylenmesi zor sözcüklerden oluşan bir dille yanlış konuştuklarını görüyoruz. “Mazur görmek” onların ağzında “Maruz görmeye” dönüşebiliyor. Halkın ağzındaki “vefat etmek” deyiminin “mefat etmeye” dönüşmesi gibi. Buna dilbilimciler dileksi adını veriyor. Ülkemizde dileksi olmayan neredeyse yok gibidir. Yanlış anlamaları ve yanlış konuşmaları ancak arı dil çözer, çünkü arı dil kolay anlaşılır, kolay söylenir. Koca koca sunucular bile “stres” sözcüğünü “sitres” olarak söylerken arı dildeki sözcüklerle neden “gerginlik”, “gerilim” sözcüklerini kullanmazlar? Bu gün yanlış olarak “durgun”, “sakin” anlamında kullanılan, ayrıca yanlış olarak “sitabil” şeklinde söylenen “kararlı” anlamındaki “stabl” sözcüğü kullanılıyor. Türkçesini kullanmak o kadar ayıp bir şey mi?
Türklerin göçlerle, kurdukları imparatorluklarla çeşitli dillerden etkilenmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Her dil Türk diline zenginlik katmıştır. Ama gösteriş olsun diye yabancı sözcükler daha önceden bilinen Türkçe sözcükler yerine kullanılmamalıdır. Buna örnek “ölçüt”, “ölçü” sözcüğünün bırakılıp “kriter” sözcüğünün kullanılmasını örnek gösterebiliriz. Oysaki cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Türk dili dillerin en güzelidir, yeter ki bilinçle işlensin.” Hep belirttiğim konudur, İngilizce konuşmak İngiliz gibi düşünmektir. Ana dilinin önüne kesinlikle yabancı bir dil ve/veya yabancı sözcük kullanımı girmemelidir.
Türk gibi düşünmek Türkçe konuşmaktan geçer. Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca konuşmak ya da o dillerden sözcükler kullanmakla Türk düşüncesi oluşmaz. O dillerden sözcükler ille kullanılacaksa dilimizdeki anlamıyla Türkçeleştirilerek kullanılmalıdır. Buna daha önce karşı çıkanlar olduğu gibi gene karşı çakan olacaktır. Oysa Divan-ı Lugatit Türk’ü okuyanlar dilimizin Arapça ve Farsçadan sözcükler alarak bozulduğunu göreceklerdir. Osmanlı ile Anadolu, Osmanlı ile Türk dünyası arasının Farisi sözcüklerden oluşan bu Osmanlıca denen dille açıldığını bilmeyen yoktur. O dönemlerde o kadar çok Türkçe sözcükten vaz geçilmiştir ki bu gün buna şaşırmamak elde değil. Bir takım dilcilerimizin iddiasına göre o dönemde vaz geçilen bu sözcükler derlense bir ciltlik ansiklopedi yetmez belki de iki ciltlik yer tutardı. Bu gün Türk dünyası ile ortak düşünce içinde olunmaması için hiçbir sebep kalmazdı. Ayrıca kendi içimizde iyi anlaşabilen bir toplum olma ihtimalimiz daha yüksek olurdu.
DEVAM EDECEK
Not:
Bu haftada Coşkun Göle’den karikatür var. Kardeşim parayı zamanla ilişkilendirmiş.