Denizlerin dibini, bulutların ve gökyüzünün sırrını çözdük, toprağın derinliklerine indik, içini milim milim çözdük, yıldızları, güneşi ve galaksileri çözdük.

Teröristlerin beyin yapısını ve düşüncelerini çözemedik, insanın insana düşmanlığını bir türlü çözemedik. Fikir ayrılıklarının düşmanlığa dönüşmesini bir türlü anlayamadık.

İnsanların dinlerine veya inançlarına saldırmanın insana ne kazandırdığını çözemedik yahut Müslüman gibi gözüküp her türlü ahlaksızlık yapmanın, haram yemenin, yalan söylemenin sırrını çözemedik.

Bunun bir ruh hastalığı olduğu gerçek, gerçek ama ilacı yok, tedavisi yok, icat edileceği de meçhul.

Köpeğe kucak açıp, insana kurşun sıkmanın bir mantığı yok ki çözülsün.

Rahmetli Selim Gündüzalp bu konuya çok temas ederdi, çocuk yaşlarda yumuşak huylu olmalarına değinirdi hatta bir seferinde şöyle demişti “bir yumurta kabuğunu kırmak, boş bir su şişesini ezmek bile, insanda tahribat yapma duygusunu azdırır” onun için çocuk, ana karnından itibaren çok iyi eğitilmeli diye telkin ederdi.

Allah dünyamıza ve insanlığa yardım etsin.

Kalın sağlıcakla.