“Çekmek” sözcüğü bir hareketi belirtir sözcüktür. Anlamı çok olmasına çokta, biz ilk anlamından söz edelim önce. “Bir şeyi kendine veya başka bir yöne doğru hareket etmesini, ilerlemesini sağlamaktır” o anlam. İpi çekmek gibi mecaz anlamlarda vardır, o da ipi germek anlamına gelir. “İçine çekmek”ten oluşan iki sözcüklük tümce ise emmek, koklamak, nefes almak eylemlerini anlatır bize. Dayanmak, katlanmak anlamlarına karşılıkta “çekmek” sözcüğünü kullanırız. Kısaca “çekmek” sözcüğü o kadar çok anlamda kullanılır ki, saymakla bitmez.

“Çekmek”ten türemiş “çekici” sözcüğü iki anlama gelir. Arkasına bir veya birden fazla remork, vagon ve benzeri taşıtları dizip götüren taşıta da, ilgi görecek kadar güzelliğe sahip olan güzel kadınlar içinde “çekici” denmektedir. İbadete olduğu gibi gündelik hayatta her hangi bir şeye veya işe Allah’ın adıyla başlamaya, içinde yer alan “çekmek” sözcüğüyle “besmele çekmek” dendiğini İslam dinine inananlar içinde bilmeyen yoktur.

Çekmek denince kadınların, güzelliklerine güzellik katmak için kim bilir kaç zamandır “kaşa rastık, göze sürme çektiklerini” herkes bilir. En azından kadınlar bilir, gene bilir! Bilmeselerdi bu kadar zamandır rastık ve sürme geleneği devam etmezdi. Erkeği şair eden bir çekme işi olsa gerek sürmeli gözler.. Hele birde kendini “naza çekerse…” aşığı usandırmayacak naz aşkın ateşini yakan rüzgâr gibidir.

Kasap, halay, horon gibi kol kola girilerek yada omuz omuza verilerek oynanan oyunlarda “başı çekmek” vardır birde. Kimilerinin tok olsalar bile yiyecek veya içecek gördüğü, kokusunu duyduğu zaman canı çeker, ona da “canı çekmek” diyoruz. Özellikle hamile hanımlarda sıklıkla görülen bir durumdur, gecenin bir vakti “canı bir şey çeker”. Ölümle yaşam arasında savaş vermeyi anlatan “can çekişmek” deyimimiz aklınıza gelecektir ama o doğrudan doğruya çekmek fiilinin ve konumuzun dışındadır, belirtelim. Bazı durumlarda “canı çekmek” durumu “iç çekmek”le yer değiştirir. İyi bir araba, güzel bir ev, yeni bir eşya içinde “iç çekilir.”

Kimileri “anasından-babasından”, kimileri “abisinden”, kimileri “eşinden-kaynanasından”, kimileri “çocuklarından çeker.” Kimileri de dermansız “dertler”, şifasız “hastalıklar çeker”; Allah çektirmesin! Bazen de bu durumları mecbur kalır “sineye çeker!”

Saçını havalandırmak, özel görünmek için “fön çeken” çoktur. Kimi hanımlar çok becerikli olur ve çeşitli yiyeceklerle konuklarına “ziyafet çeker.” Gene o hanımlardan kilo sorunu olanlar gramla, kibrit kutusu ölçüleriyle “açlık çeker.” Ya anne olacaklara ne demeli? Onlarda doğum “sancıları çeker.”

Kadınlar hem çilekeş, hem çekicidirler. Çekicilikleri mi önemlidir, çilekeş olmaları mı diye sorarsanız, bende sadece kadın mı çilekeş olmalıdır sorusunu sorarım. Oh ne güzel hayat, erkek için, “Bir dönüm bostan, yan gel Osman!” Böyle mi olmalıdır, sorumluluk sahibi böylemi olur? Eskiler “hayat müşterek” derlerdi. Kısaca hayat sefayı ve sıkıntıları ortaklaşa sırtlanmaktır. Sadece bir tarafa bindirilmiş yükle, o yükün altındaki insan ezilir.

Çekmenin sonu yok! Devam edelim.. Mesela ana-baba evladının yaşı kaç olursa olsun “kulağını çeker.” Bazı insanlar kendilerini içi dışı bir tanımlarlar ve patavatsızlık ederek millete olmayacak sözler söylerler. Doğaldır ki “şimşekleri üzerlerine çekerler.”

Doğru olan kavga etmemek, ama kavgada hayatın bir parçası, çözüm arayışları tükenince şiddete başvuruluyor ne yazık ki. Bazıları çözümü direk şiddette görür. Erkek ya kafa, ya tekme, ya yumruk atar, kadınlarsa “saç çeker.” Herkes her şeyden hoşlanamaz ya.. ille hoşa gitmeyen bir durum olur. O zamanda insan “cık cık cık çeker.”

Gençliğinde her şeye özenen, her şeyi elde etmeye çalışan insan, çoluk çocuğa karışınca her şeyden “elini eteğini çeker.” Gene de yaranamaz, “ilgisizlik çeker.” Oysa herkesin biraz ilgiye ihtiyacı vardır.

Anneleri unutmayın ve kızdırmayın. Önce tek kaşı kaldırır “ihtar çeker”, yetmezse kaşla göz arasında bir yerlerden terlik gelir, kafanıza terlik yersiniz. Çünkü onlar tabanca çeken kovboy gibi “hızlı terlik çeker.” Onlar değerlerinin anlaşılmadığını düşünür ve anlaşılacağı günü “iple çeker.” Oysa onlar dişle tır çekmekten daha zor olan evin “yükünü çeker.”

“Tombala çekilir”, “şans bileti çekilir”, “kura çekilir”, “başa gelen çekilir.” Ne diyelim ki bundan sonra..

Çekmenin sonu yok!