Valiliğin yanından başlayıp yazlık kavşağına kadar, bisiklet yoluyla, haftada iki kez gider gelirim. Çark deresinin pisliğini insanların gidip görmelerini isterim. Bir dere ancak bu kadar pis olur, o güzelim suyu insan ancak bu kadar pisletebilir. İçim almıyor, hafızam yanıyor, insan bir şeye ancak bu kadar üzülebilir. Zaten bütün hüzünler bana tapulu, bütün gamlar benim sırtıma yazılmış.
Yine yol boyu gözümden kaçmıyor, bir sürü sarhoşlar, ellerinde bira ve kendilerinden geçmiş baygın baygın yaslanmışlar bir kenara içiyorlar.
İnsanlar, çocuklar ve kadınlar korkar buralardan geçemez. Ve yolun karşı tarafı, piknikçiler; bir açık açık tuvaletini yapmadıkları kalmış, bunun haricinde her şey yapmışlar kağıtlar, poşetler, çekirdek çıtlayıp yerlere atanlar. Yazık yazık medeniyeti, çağdaşlığı kimseye kaptırmayanlar sözde insanlar bunlar.
Bir de balık tutanlar var o pis suda. Pes doğrusu, o sudan çıkana ilaç deseler ben yemem, yenilecek gibi de değil ama adamlar tutuyorlar, tuttuklarına göre de yiyorlar demektir.
Yanlış anlamayın ben sanayiye falan karşı değilim ama o pislikler ya sanayiden geliyor ya besicilerden geliyor ya da kanalizasyonlardan geliyor. Bu kadar pisletenler ben eminim ki bir gün bunun hesabını Allah’a verirler, başka da bir tesellim yok, huzur-u mahşer beni rahatlatıyor. Yoksa adamları assalar teselli bulamam.
Hakkımı helal etmiyorum bu pislikçilere.
Kalın sağlıcakla.