Bu yazıları yazmaya ilk başladığım zamanlarda bir yazı yazmıştım. Çocukluğumun geçtiği, Çoruh Vadisine yakın, bağ evimizin olduğu yere yakın yaşayan ZİVER DEDE. Ziver Dede bilge, geleceği iyi okuyan, alim bir adamdı. Koyunlarımı onun evinin ve dut bahçesinin yanına götürür, onunla uzun uzun sohbet ederdik, onu bilmem ama ben çok zevk alırdım.

Ziver Dede zaman zaman efkârlanır “ay vah ay” diye ses verirdi. Niye böyle ses veriyorsun diye hiç sormazdım ve kendi kendime var bir derdi efkarı diye yorumlardım. Yine bir gün bana şöyle bir şey anlatmıştı.

“Bak torun ben görmem ama sen görürsün bunu unutma, bu ülke bir yalan üzerine kurulmuştur, din iman terk edildi, Türk dünyası paramparça oldu ama gün gelecek toparlanacak ve büyük güç olacak, hiç şüphen olmasın." Ben de dedim ki “Ya Rusya ya ABD, bu nasıl olur?” deyince, o zamanlar “SSCB” zamanı, bu Rusya dağılır en az elli devlet doğar. Bunların yarısı Türk devletidir. Bir el ele verince ne olmaz ki? İnsan o zamanlar SSCB’nin dağılacağını düşünemiyor, gözümde çok büyütmüştüm ve aşırı zengin bir devlet sanıyordum.

Lise yıllarımda da bu hikayeleri çok duydum ve gün geldi bu ülke darmadağın oldu. Yine kocaman bir ülke ama ben daha kocaman bir ülke sanıyordum.

Gün geldi turancılık hayallerine kapıldım, Ziver Dede’nin dedikleri  bana güç veriyor ve inanıyordum, bu olur mu olmaz mı bilemiyorum ama proje olarak güzel, hayal olarak mükemmel ama beyinler öyle yıkanmış ki bir bütün olmak çok zor gibi geliyor. Ne Türk cumhuriyetleri haydi bir olalım diyebiliyor, ne de biz böyle yola koyulmayı göze alabiliyoruz. Galiba bir yüz yılda böyle sallantıda geçer de ötesini Allah bilir.

Kalın sağlıcakla.