Başarı ve başarısızlık yıllardan beri tartışılır durur. Başarılı insan zekidir, aklı iyidir, kulakları iyi duyuyordur, vesselam. Kimse kişinin doğumundan itibaren, en güçlü şartlara sahip olduğu için başarılı oldu demiyor.
Bahçemizde bir kiraz ağacı vardı, rahmetli dedem dikmiş, hem meyveleri güzel ve tatlıydı hem de yaprakları ve dalları gürdü. Dedeme sordum bahçemizin üstündeki ağaçlar hem cılız hem de meyveleri ufak, yaprakları da soluk, neden? Şöyle demişti, buranın toprağı iyi ve verimliydi, tabanı yumuşaktı. Bu kirazı bundan buraya diktim ve güzel oldu, herkes bundan aşı için kalem alıyor, oysa marifet toprakta dedi. Diğer yerin toprağı böyle değil onun için verimsizdir demişti.
Okuyup başarı grafiğini yükselten insanlarda da bu var. Aile ortamı, çalışma şartları, geçim rahatlığı olan insan başarıdan başarıya koşuyor, gerisi angarya.
Ortaokulda ders çalışsam dahi bilgi sahibi olduğum konularda bile tahtaya kalkmazdım çünkü pantolonum ve ceketim yamalıydı. Şirretlik yapamazdım, altmış kişilik sınıfın en arkasında otururdum boyum kısa olmasına rağmen. O zamanlar halimden rahatsızlık duyardım, bugün o halime şükür ediyorum, hayatımda cebimde hiç harçlığım olmadı, o zamanlar üzülürdüm, şimdi o zamanki halime şükür ediyorum. Bir bilim adamı olamadım ama terbiyem ve düsturumla hep takdir toplardım.
Benimle dalga geçenler oldu ama arkadaşlık kuran insanlarda oldu. Öğretmenlerim pek sevmezdi ama beni evine davet eden ve pantolon alan öğretmenimde oldu.
Yıllar sonra Ankara'da öğretmenimi görünce ellerine sarılıp birkaç kez öptüm, o öğretmenimi hiç unutmuyorum.
Konu nereden nereye geldi, şunu anladım ki başarısız insan yoktur, şartları ve ortamı müsait olmayan insan vardır.