Bugün emekli aylığımın farkı yattığı için bankadan onu çektim, katlı pazaryerine uğradım. Turp alacaktım, akşam geç oldu, köylü pazarı toplanmıştı. Köylü pazaryerinde biraz çürük, biraz kuru velhasıl bozulmuş, satılmayan sebze ve meyveleri atmışlar. Birkaç hanım ellerinde poşet onlardan bir şeyler seçiyor poşetlerini dolduruyorlardı.
İçimden geldi, onlara yardım etmek istedim, birine yaklaştım, cebimden çıkarıp yardım için uzattığım parayı almadı. 'Sağ olasın evladım. Allah razı olsun, Allah hayrını kabul etsin.' dedi, geri çevirdi parayı.
Birden düşünceler aldı beni, hayır derneklerinin önü insan kaynıyor, bunlar almıyor. Demek el atılacak, yardım edilecek insanlar burada. Dernek kapılarında, cami önlerinde, bin bir türlü dualarla değil. İşte yardımı hak eden, gerçek ve onurlu insan burada.
Oradan orta garajların yakınındaki fırından ekmek almak için yürüdüm, yol kenarında bir köylü hanım ekmek satıyor, yaklaştım ve sordum: Ekmek kaç lira? 10 lira oğlum dedi, 15 liraya satıyordum kimse almadı bende 10 lira yaptım. İçim cız etti. Bende 15 liradan birkaç ekmek aldım. Çıkardı kullanılmış bir poşete koydu. 'Poşetler temizdir, yıkadım kuruladım getirdim.' Bende dedim ki olsun teyze, senin ekmeklerin mikroplu da olsa önemli değil, poşetlerin kirli de olsa önemli değil, biz neleri yiyoruz, ne olduğu belirsiz hamburgerler, ne olduğu nasıl yapıldığı belirsiz dondurulmuş gıdalar, içeriğini bilmediğimiz içecekler... Bak yine bir şey olmuyor, bunların yanında bunlar çok temizdir teyze dedim ve ayrıldım.
Kalın sağlıcakla.