Deveye demişler; “Neden boynun eğri?”, “Nerem doğru ki?” demiş.

Çokça kullanırız bu deyimi.

Eksik, aksak işleri en iyi tanımlayandır ’deve misali’

2023 yılının ilk meclis toplantısında kürsüden yapılan konuşmaların kaydını ertesi gün, sonraki gün tekrar izledim.

Yılın ilk meclis toplantısında inşaat sektörünün temsilcilerinin yaptığı konuşmalar dikkate alınmalı. Yatay mimariden, depreme dayanıklı konut üretimine birçok konuda sorunumuz var ağalar.

Teknoloji gelişti. Denizin ortasına, bataklığa, deprem bölgesine velhasıl istenilen kıstaslar yerine getirildiğinde her yere çok katlı yapılar yapılabiliyor.

Yanlış anlamayın ovanın göbeğine gökdelenler dikilsin demiyorum.

Şehri ve tarım geleceğini düşünerek Sakarya’yı bir bütün olarak ele almak zaruri oldu. A mahallede imarlı alanlar doldu B mahallesini de imara açalım demek işin en kolayı. Günü kurtarmak için tarım arazilerini imara açmak, yatay mimariyi koruyoruz demek, gelecekten çalmaktır.

Bu meseleyi bir kenara koyalım.

Gelelim SATSO kürsüsünden yapılan itirafa.

SATSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Ekşi, kürsüye çıkıp meslektaşlarının sorunlarını aktardı. Çözüm yollarını sıraladı. Artan maliyetler, kısalan hatta yok olan ödeme vadesini anlattı. Samimi bir şekilde yapı denetim şirketleriyle ilgili yaşanan aksaklıklara vurgu yaptı.

Betondan numune alımı, metrekaresi küçük ve merkezden uzak noktalara gitmek istemeyen denetim şirketlerine işler aksamasın diye ödenen fazla paradan yani rüşvetten bahsetti.

İşte yazımın başında bahsettiğim ‘deve misali’ durumu burada başlıyor.

Denetim şirketi artan akaryakıt fiyatından şikayet ederek merkezden uzak noktalara denetime gitmek istemiyor. Yapı denetim havuzdan kendisine düşen dosyayı reddettiğinde müteahhidin işleri 2 ay gecikiyor. Beton planı, işçi planı bozulmasın diye müteahhit çareyi avanta vermekte buluyor.

Ekstra ödeme sonrası insanın aklına ilk gelen soru; Denetim sağlıklı yapılır mı?

Bu soruya herkes kendince ama samimi şekilde cevaplarsa sevinirim.

Asıl mesele;

Müteahhit kendince haklı,

Denetim şirketi de kendince haklı.

Peki denetim mekanizmasının başında ki kurum yani Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işin neresinde?

SATSO’da kürsüde yapılan konuşma sonrası ne yapacak?

Yapıların sağlıklı denetilmesi için müteahhit-yapı denetim şirketi arasında ki kurguya göz mü yumacak yoksa çözüm mü üretecek?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değiştirme İl Müdürlüğü, meseleyi bir dosya yapıp sizce bakanlığa iletir mi? Şahsi fikrim iletmez.

Sözün özü; Yatay mimariye sahip çıkmak için tarım arazilerini yok ediyoruz çünkü sağlam zeminli alanlarla ilgili çalışma yapılmıyor. Deprem bölgesindeyiz, depreme dayanıklı konutlar üretilsin diye denetim yapması için kurulan şirketler avanta alıyor. Ben demiyorum. (SATSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Ekşi söylüyor)

Deprem bölgesindeki şehrimiz deve misali değil mi?