Yazın fındık bahçesinde oturuyorduk, bir akrabamın çocuğu şu sözleri söyledi. “Biz bu dünyada yalnız değiliz, bizlerle birlikte ZOMBİLER de var, biz zombilerle birlikte yaşıyoruz.”

Oynadığı bilgisayar oyunlarını gerçek gibi algılıyor ve öyle inanmış ki zombileri bizim gibi insan sanıyor. Onun bu denli kafasına yerleştirmesi beni etkiledi.

Şimdi düşünüyorum zombiler var mı? Okuduğum bir kitaba göre de var. İnsanlara bir toz içirip bu insanları etkisi altına alan var. Hatta bu tozu Allah korusun yiyeceklere katsalar düşünün halimizi. Zombiler başkasından emir alır, önünü arkasını düşünmeden her şeyi yapar. Bunlar serseri gibi yollarda gezer verilen emirleri sorgulamadan yaparlar. Tıpkı bir robot gibi.

Tabi insanı zombileştirmenin başka yoları da var. Bazı uyanıklar, bazı insan kılıklı canavarlar medyayı, romanları, dizileri hatta sinemaları kullanarak, yalanlarını allayıp pullayıp gerçek diye yutturuyorlar. İnsanları akıllarıyla düşünemeyen, hayalle gerçeği ayırt edemeyen zombilere dönüştürüyorlar.

Şimdi günümüzde daha tehlikelisi var. Elimizdeki telefonlar, o denli bağımlı olmuşuz ki, bağımlı olduğumuzun farkında bile değiliz.

Yolda, yolculuklarda, okulda, hatta işte çalışırken kendini kaptırmış gidiyor, bazen insanlara, bazen yoldaki direğe çarpıyorlar, denize düşenler mi dersin, dereye düşenler mi dersin.

Fikir ve düşünceleri elindeki telefonun yönlendirmesiyle şekil alıyor. Namuslu birini namussuz, namussuz birini namuslu, dürüstü hırsız, hırsızı dürüst diye yutturuyorlar. Bir zamanlar gazetelerin bu görevi artık el altında, felaketteyiz nereye gidiyoruz. Ey Türk titre ve kendine dön.

Kalın sağlıcakla.