Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe…
Ahmet Kaya’dan dinlediğimiz ve dinlerken kendimizden de bir şeyler bulduğumuz güzel bir parça değil mi?
Bu şarkıyı dinlerken yazmaya karar verdim. Tamda günümüzü anlatıyor. Oysa şarkı yıllar önce yayınlanmıştı.
Okullarda öğretmen, öğrencilerimiz katledildi. Yüreğimiz yandı. Sonrasında her okula polis ekipleri görevlendirildi.
Şehirlerin en yetkin mülki amiri olan vali, görevli olduğu şehirde oğlunun işlediği ileri sürülen cinayeti kapatmak için delilleri karatmakla suçlanıyor.
Vatandaşın oylarıyla seçilen “Şehrül-emin” yani belediye başkanları yolsuzluk başta olmak üzere güveni kötüye kullandıkları onlarca suçlamayla anılıyor veya yargılanıyor.
Adalet terazisine inanmaktan başka çaremiz olmayan yargı mensupları birilerine yaranmak için terazinin dengesiyle oynuyor. Haklının değil güçlünün istediği sonuçlar alınıyor.
Esnaf odası seçimlerinde sigara yasağı nedeniyle ceza yiyen işletme sahibinin “beni seçin o cezayı iptal ettiririm” diyen başkan adayına destek olduğu bir dönemin içerisindeyiz…
Güzel ülkemde olumsuzluklarla ilgili örneklerin sayısını daha da artırabiliriz.
Siyasi figürlerin çok güçlü olduğu, eğitimde, yargıda, sağlıkta velhasıl devlet kadrolarında bir yerlere gelmenin yolu güçlü bir siyasinin referansına bağlı olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Yıllar önce liyakat rafa kalktı. Bu kadar olumsuzluğun ortadan kalkmasına katkı sunmak için yapılması gereken ilk icraat belli aslında...
Toplumda yok olan adalet duygusu bahsettiğim adalet sadece adalet saraylarıyla sınırlı değil. Her alanda adaletsizlikten bahsediyorum.
Gelin iş olarak uzun zaman önce rafa kaldırılan liyakati geri getirelim.
Sonrasında söylemlerde milli ama gerçekte millilikten uzak meselelerimizi masaya yatırırız. Mesela eğitim sisteminde yaşanan olumsuzları, atanmak veya terfi almak için siyasetçiye yalakalık yapmak zorunda bırakılan memurun durumunu da hızlıca çözüme kavuştururuz.
Mevcut durumda “en yüce sensin, en kudretli sensin, sen ilahsın” diyerek taleplerin iletildiği siyaset kurumundan işimiz hallolduğunda memnun olmadığında küfür eden olmaktan öteye gidilemez…
Bugün yaşadığımız sorunların çözümünü herkes biliyor esasında. Kendi adamını makama getiren sistemden vazgeçilip işi ehline teslim ettiğimizde göreceksiniz pansuman yapmak yerine tedavi sürecine geçilecek.
Kalın sağlıcakla…