Geçtiğimiz günlerde Düzce’nin Gölyaka ilçesinde 5,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem sadece Düzce’de değil birçok ilde hissedildi. Yaşanan bu deprem bizlere unuttuğumuz ama unutmamamız gereken gerçek olan depremi yeniden hatırlattı.
Türkiye bir deprem ülkesi ve gerçeği hiçbir zaman unutmamalıyız. Bu gerçeği maalesef deprem olduğunda hatırlıyor aradan biraz zaman geçtikten sonra unutuyoruz. Oysa deprem öldürmüyor, tedbirsizlik öldürüyor. 1999 yılındaki Gölcük ve Düzce depremlerinde kaybettiğimiz canlarımızı unuttuğumuz için Bingöl, Van, Elâzığ ve İzmir depremlerinde de canlarımız gitti. Allah hepsine rahmet eylesin. Ama artık vakit kaybetmeden tedbir almasını da bilelim.
Bir hafta sonra depremi yine unutacağız ve yine kentsel dönüşümü, hasarlı binaları unutacağız ve hasarlı binalarda oturmaya devam edeceğiz. Ta ki yeni bir deprem olana kadar ve canımız tekrar yanana kadar. Deprem uzmanlarını sadece deprem olduğu zaman televizyona ve gazetelere çıkarıyoruz. Aslında her zaman depremle ilgili profesörleri konuşturmamız gerekiyor.
Aslında 1999 depremi aklımızı başımıza getirmişti.
Önce Gölcük sonra da Düzce depremleri, depremle yaşamamız gerektiğini bir kez daha öğretmişti. Geçmiş tecrübelerden ders alınması gerektiğini hatırlatmıştı. Siyasi irade, kamu yönetiminde yer alan görevliler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız bu gerçekle yüzleşilmesi gerektiğinin farkına varmıştı. Çok güzel yasalar, kanunlarda çıkartıldı ama zaman geçtikçe bunlar unutuldu. İmarlar verildi, kentsel dönüşüm deprem için değil de rant için yapılmaya başlandı.
Tek temennimiz doğal afetlerde can ve mal kaybı yaşanmasının önüne geçilmesi. Bu temenniyi umarım ki gerekli yerler gerçekleştirir.