Şüphesiz insan yaşamının en değerli besin kaynağı balıktır, imkanlar dahilinde sıkça tüketilmesi gereklidir. Lakin hafızasını kesinlikle taklit etmemeliyiz.
Bir kez daha hatırladık, yine gecenin en derin saati. Ansızın gelen sarsıntı ve kısa süreli panik, asrın depreminden kalma tecrübe ile ne olduğunu hemen anladık. Daha doğrusu ne olduğunu ilk andan itibaren anladık.
Yine kader diyeceğiz ve tedbir almamaya devam edeceğiz, birkaç gün şöyle yapacağız böyle yapacağız söylemleri ile avutulacağız.
Deprem bilincini yurttaşın hafızasına yerleştirip, felaketleri hafif şekilde atlatılması gerçeğidir.
Unutulmaması gereken şiardır ki “DEPREM ÖLDÜRMEZ BİNALAR ÖLDÜRÜR”
1999 depremi henüz hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Travmasını atabilmiş değiliz, bıraktığı izler o gün bu gün bizlimle yaşıyor.
Düzce merkezli ve 5.9 şiddetinde ki deprem sabaha karşı sokaklara dökmüştü bizi, devamı olur mu artçılarda aynı şiddette ya da yıkım getirir mi korkusu ile yine sabahladık. Bizler için pratiği yapılmış manzaralardı.
Gördük ki yurttaş genel manada depreme hazır, ne yapacağını biliyor. Temkinli ve panik yaşamadan gerekli tedbirlerle geçiştirdi.
Ancak ne var ki asrın depreminin üzerinden 23 yıl geçmiş olmasına karşın, depremle mücadele vermesi gerekenler üzerine düşen görevi yerine hala getiremediler. Hasarlı yapılar günlük yaşamın içerisinde, yıkım bekleyen yapılar geçen yıllara rağmen henüz yıkılmadı.
Hep bir hikayedir dinleriz, kentsel dönüşüm adı altında yıkımlar gerçekleşecek ve depreme dayanıklı yapılar inşa edilecek. Düzce merkezli deprem kendini bir kez daha gösterdi ki geçen yıllar boşa geçmiş, beyhude harcanmış yıllar.
Bu kez şanslıydık depremin şiddeti düşüktü ve yıkım gerçekleşmedi. Bir anlaşmanız yoksa daha büyük ve yıkım sağlayacak depremler gelebilir. Önlem almak için daha neyi bekliyorsunuz. Kentsel dönüşüm diye yeri göğü inlettiniz, Sakarya’da bir tek Erenler’de uygulanabildi.
Daha düne kadar 21 hasarlı okulumuz vardı, bugün itibariyle bu sayı nedir tam olarak bilemiyorum. Bildiğim ise henüz tüm hasarlı okullar yıkılmadı yani tamamı onarılmadı. Atatürk İlkokulu depremden kalma hasarından dolayı yıkılacak, yıllardır yazılır konuşulur. Daha geçtiğimiz günler ihalesi gerçekleştirildi, yani demem o ki Atatürk İlkokulu tam tamına 23 yıl hasarlı bir halde eğitim öğretime devam ettirildi.
Yeni bir deprem olmayacağı garantisini almış olmalılar ki geçen süre zarfında, yıkım kararını yeni vermiş oldular. Kaldı ki Atatürk İlkokulu yıkılarak bulunduğu alana otopark yapılacağı söylenmekte, son derece anlamsız bir karar. Bu yazının konusu değil ancak böylesi akıldan uzak karalar almaktan vaz geçin.
Önceliğiniz depremle mücadele etmek, deprem üzerinden rant devşirmek değil.
Hasarlı bina stokumuz nedir belki de bu tarih itibariyle bilinmiyordur. Kamu binalarının da içinde olduğu hasarlı binalarımızın var olduğu kuşkusuz bir gerçeklik. Ancak net tespitin var olduğu yönünde endişelerim var.
Umarım son yaşadığımız deprem kararlı olunması yönünde ikaz olarak değerlendirilir. Yaşanılan felaket ders alınması için yeterli olur diye umuyorum. Düzce depremi ile yeni bir tartışma başladı ki daha büyük deprem çokta uzakta değil.
Bir türlü önceliğimiz olamadı depremle mücadele, kentsel dönüşüm ya da adı her ne ise deprem önceliğimiz olsun artık. Bahane üretecek ya da sığınılacak mazeret kalmadı. Her an kapımızı çalacağını gördük, çok yakınımız da…
Tüm hasarlı yapıları yıkın ve depreme dayanıklı yapılar inşa edin. Şu ezberinizde olan büyük ekonomi söyleminin ne olduğunu da görmüş oluruz.
Depremle mücadele imar afları ile olmaz, ekonomik kaynak üretmek için ilk akla gelen imar afları deprem felaketinde kaçımıza daha büyük ekonomik kayıplar olarak çıkacaktır, hiç şüpheniz olmasın.
“DEPREM ÖLDÜRMEZ BİNALAR ÖLDÜRÜR”