“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.”

Bu şiiri ilkokul ikinci sınıftayken ezberleyip okumuştum. Bağıra bağıra, coşku ile. Şemsettin Aslan öğretmenim hep bu şiiri bana okuturdu. Bu şiir ruhuma çok şeyler kattı. Bu toprakların nasıl şehit kanlarıyla sulandığını çok iyi öğretti. Bende bu ülkü doğrultusunda yol aldım ömrüm boyunca.

Şimdi bakıyorum, Rusya bir savaş başlattı. Sözde nato tehdidine karşı tedbir. Hangi nato tehdidi? Batının işi yok senin için keyfini mi bozacak? Ahmak adam! NATO'nun silahları olabilir ama çişini tutamayan bunaklar can korkusundan dolayı evlerinden çıkar mı? Bir zamanlar Afganistan'a saldırdılar, arkasından ABD, şimdi Afrika’dan aç, yoksul bir ülke bırakıp gittiler. Bir de Taliban korkusu yayarak neymiş efendim asarlar, keserler yatırımcı gitmesin diye.

Ukrayna’nın da sonu böyle. Başka bildikleri bir şey yok. Önce Ruslar girecek ezecek, arkasından batı. Her şeyi talan olmuş bir ülke 100 yıl ayağı kalkamaz. Her ülke bol bol düşman kazanıp gidecek, geride kin ve nefret bırakacak.

Oysa bu dünya, bu coğrafya herkese yeter. Kimse aç açıkta kalmaz. Bunun için tek şey lazım, batı nereye bakarsa sen ters tarafa bakacaksın, neyi istiyorsa aksini yapacaksın, öneri ve sözlerine kulaklarını kapatacaksın. Bizler 700 yıldan beri az çekmedik bunlardan hala anlamıyorsak, hala gözümüz görmüyorsa diyecek bir şey de yok.

Kalın sağlıcakla.