Medya -gazete, dergi, radyo, televizyon, insanların haber almasında, bilgi edinmesinde, eğitilmesinde, eğlenmesinde ve sosyalleşmesinde etkin bir şekilde rol oynuyor. Diziler toplumun yönlendirilmesinde, hareketlerinde, özellikle genç bireylerin toplumdaki hareketlerinde büyük rol oynuyor.
Televizyon, ülkemizde altmışlı yıllardan bu yana, sayıları giderek artan kanalları ve uzun yayın saatleriyle zamanımızın büyük bir kısmını almaya başladı. Öyle ki hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi ve yatak odalarımıza kadar girdi. Bugün, görselliğin sağladığı avantajla, insanı ve insan davranışlarını etkileme gücüne sahip bu iletişim aracı, program yapımcıları, medya patronları ve reklamcılar tarafından kendi amaçları doğrultusunda, daha çok ticari çıkarlarla, başarılı bir biçimde kullanılmaya başlanılmıştır. Aslında medya iyi kullanıldığı zaman kişinin gelişimine çok büyük katkılar sağlamaktadır.
Günümüzde televizyon ekranlarına hemen her gün yansıyan suç niteliğindeki girişimlerin giderek arttığı ve bunların işleniş biçimlerinin benzeştikleri dikkat çekmektedir. Bazı televizyon programlarında; aile içi şiddet, cinayet ve cinayetle sonuçlanan kayıp olaylarının da ele alındığı görülüyor. Özellikle televizyon dizilerinde kadına şiddet, tecavüz açık açık gösterilerek özendiriyor. Yani, reyting uğruna her şey mubah diyerek kadınların aşağılanması, ikinci plana atılması sağlanıyor. Türk televizyon dizilerinde kendi ayakları üzerinde durabilen, güçlü bir kadın imajı görmememiz neredeyse mümkün değil.
İnsanlığın sınandığı günümüzde her insan zaten her alanda pek çok güçlükle karşı karşıyadır ve üstesinde gelemeyeceği bu güçlükler karşısında çaresizdir. Bu yüzden insanın evinde diğer bir deyişle sığınağında televizyonun zararlarından korunması gerekir. Bu da ancak insan ruh sağlığına odaklı, eğitici, ebeveyn ve çocukların bir arada izleyerek gülebildikleri televizyon programlarına yer verilmesi ile olur. Şiddet olayları yerine bu tür programlara yer verilmesi gibi bir uygulamaya gidilmeli. RTÜK siyasi bir yapı değil toplumun ahlakını gerçekten bozan, toplumu kadın şiddetine özendiren programları yasaklamalı.
Yapılan bir araştırmaya göre televizyonun olumsuz özellikleri ana hatlarıyla sayılacak olursa bunlar; saldırganlık, pasifleştirme, tüketime teşvik etme, olumsuz yönlendirme, kültürel yozlaştırma, cinsel duygulan tahrik etme ve zararlı alışkanlıklara teşvik etme gibi olumsuzluklara yol açmaktadır.
Televizyon ve diziler bu kadar kötü mü? Hayır, tabi ki olumlu kullanıldığı zaman çok daha iyi yerlere gidebilir ama maalesef yapımcıların kaygıları sadece para olduğu için bunun için çabalamalarına gerek yok.