Dün yine dağlara vurdum kendimi. Yaz boyu arı koyduğum yerleri gezdim, dolaştığım ormanları gezdim, meyvelerini yediğim bahçelerde dolaştım. Hava sıcaktı üşümedim, sıcak ama terlemedim, çok güzel hava, tadına doyum olmuyor.
Ağaçlar yaprak dökmüş, çırıl çıplak. Belli ki bir hazırlık içindeler. O yazın yeşilliği gitmiş, o sonbaharın sarı yaprakları dökülmüş. Demek ki bir hazırlıkları var. Bir bahar hazırlığı. Sabırsızlıkla o günleri bekliyorum. Her mevsimin tadı, güzelliği, görselliği başka oluyor. Demek bu mevsimin görselliği de böyle.
Rahmetli Selim Gündüzalp bir gün dedi ki; haydi piknik yaptığımız ağacın yanına gidelim! Mevsim kış, yirmi santim kadar kar vardı. Ses çıkarmadık, üç kişi düştük yola. Arabayı yolun kenarına bıraktık. Yürüyerek ağacın yanına vardık, Selim Gündüzalp gitti, ağaca sarıldı, kuru dallarını sevdi, başladı konuşmaya ağaçla.
“Ben sizi unutur muyum? Şimdi yalnız mı kaldınız benim canlarım?” gibi türlü türlü, renk renk sözlerle doya doya konuştu ve döndük geldik.
Şimdi onu iyi anlıyorum. Burada, bende gövdesine yaslandığım ağaçla konuştum, öptüm, sevdim. O yapraksız ormanı seyre daldım. Orman her zaman güzel, her zaman insana sonsuz huzur veriyor. Her zaman misafirleri var. Kuşlar gördüm, böcekler gördüm ama itiraf edeyim çok efkârlandım. Hani sesim güzel olsa bir de türkü söylerdim.
Neyse ormanı yeni hazırlıklarıyla, yeni şafaklarıyla baş başa bırakıp, istemeye istemeye geri döndüm. Ormanı bahar için yeni doğumlar için misafirleriyle baş başa bıraktım. Hoşça kalın dostlarım, hoşça kalın.
Yazımı sonlandırmadan belirtmek istediğim bir konu ise bu hafta çıkan üçüncü ve yeni kitabım. Bir şiir kitabımı daha sizlerle paylaştığım için çok mutluyum. İsmi 'Benim Dünyam'. Arzu ederseniz internetten edinebilirsiniz.
Kalın sağlıcakla.