İnsanın kalbinde ne varsa dilinden o dökülür. İnancı ne ise sözü de ona göre oluyor. Her yaptığımız, her sözümüz bir yandan da yolumuzu buna göre şekillendiriyor.
Sözün gücünden bahseden özdeyişler var ama ağzımızdan çıkan söz en başta kendi hayatımızı aydınlatıyor ya da karanlığa gömüyor. 'Dil ile düğümlenen diş ile çözülmez.'
Nice hayatlar bir şahadet ile yola girer, niceleri de bir isyan kelimesiyle yoldan çıkar.
Rahmetli dedem derdi ki, adam at gibidir, sözü ile çekilir. Bir kez sözünü bozan, bir kez sözünü tutmayan insanla yoldaş olma, yol yürüme çünkü ikinciyi de yapar, üçüncüyü de yapar. Sözünü çiğnemek veya tutmamak artık onun karakteridir. Her zaman her yerde ondan her şey beklenir.
Bir gün bir Ravi uzak bir çölde yaşayan bir bedeviye, Peygamber efendimiz (sas) bir söz söylemiş, bu ravi bu sözün peşine düşmüş günlerce.
Çöllerde yürümüş ve bu adamı bulmuş. Adam boş elini atına doğru uzatıp elinde bir şey varmış gibi çağırıp tutmaya çalışıyormuş ama elinde bir şey yokmuş.
Ravi sormuş, elinde ne var? Bedevi de bir şey yoktur demiş. Ravi geri dönmüş ve dermiş ki atına yalan söylediyse bana da söyler deyip o sözü öğrenmeden geri dönmüş.
Doğru söz söylemenin önemini anlatan bundan güzel bir örnek var mı? Bütün çabaları boşa çıksa da söze bakacaksın 'Söz, söz mü, söyleyen adam mı?'
Kalın sağlıcakla.