Yıllardır arıcılık yapıyorum, zor iştir. Meşakkatli bir iştir ama ben zevkle ve şevkle yapıyorum. Bundan olsa hiç acizlenmiyorum. İyice yaşlanıncaya kadar da yapmayı planlıyorum.

İşimi şevkle ve aşkla yapmanın bir başka lezzeti var. Rahmetli annem her yıl memleketten yün çorap örüp bana gönderirdi. Onları öyle pürüzsüz, öyle temiz örerdi ki sorma gitsin çünkü işini aşkla yapıyordu. Annem çorapları çocuğuna örmüştü çünkü. Bundan olsa gerek bu güzellik.

İnsanın yaptığı her işi böyle yapması gerekmez mi? Tarla ekiyorsun, tohum atıyorsun, bu eziyet en sevdiklerin için çocuklarına, eşine, annene ve babana.

Ev yapıyorsunuz, bu ev; çocukların, sevdiklerin için bundan dolayı içinden gelerek güzel ve kullanışlı olmalı çünkü sevdiklerin için.

Bal üretiyorum. Ben bu balları, kendi ev halkım ve çocuklarıma öğretiyorum, daha önemlisi sanki bir Allah dostu alacakmış gibi titiz, temiz davranıyorum. Birisinden aldığım bal olunca da böyle inceliyorum. İnce eleyip, sık dokuyorum. Tanımadığımdan da bal almıyorum.

Çünkü bunu benden talep eden insan hem en iyi, en temiz gıdayı alıyor. Aynı zamanda vücuduna şifa olacak, hastalığına fayda verecek niyetiyle alıyor. Kul hakkı üstümde kalsın istemem. Allah korusun.

Kalın sağlıcakla.