Nazım Hikmet bir şiirinde diyor ya “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” Şimdi ben soruyorum tüm ressamlara siz benim şaşkınlığımın resmini yapabilir misiniz?
Yapabileceklerini de hiç sanmıyorum. Sebebine gelince o kadar çok şaşkınlığım var ki bunların resmini yapacak ne boya ne tuval ne de kağıt var.
Dünyadaki şaşkınlığım Kaçkar dağları gibi sıra sıra.
İnsanlık ve insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Allı pullu yalanlar, sonsuz sınırsız hırslar, doyumsuz mal mülk hırsı, iki yüzlü bir dünya nasıl şaşırmıyayım? Bunun imkanı var mı?
Şimdi sizlere çok yıllar evvel yazdığım bir şiirimi paylaşayım.
Salatayı ektim taşa
Bekle ki meyve verecek
Açtım elim kurda kuşa
Sanma ki dostun görecek
Boşuna yol kat etmişim
Kim sorarsa mal satmışım
Meğer çamura batmışım
Sanmayın bu can duracak.
Hile katmadım bala
Yuva yapmadım dala
Çıkmışım ben bir yola
Gerçeği Allah görecek
Sonumuz hakka ayan
Haktan başka beni duyan
Uyan ey gafil uyan
Mutlak var, hesap soracak